Aşırılık yanlısı Adrian Zenz’in raporunun ve “soykırım” yalanlarının arkasında ne var?

Adrian Zenz’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi hakkında yaptığı “araştırma”, özellikle ABD’li siyasetçiler ve bazı medya kuruluşları tarafından sahiplenilirken birçok medya kuruluşu da çalışmanın manipülatif olduğu yönünde görüş bildirdi.

Adrian Zenz’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi hakkında yaptığı “araştırma”, özellikle ABD’li siyasetçiler ve bazı medya kuruluşları tarafından sahiplenilirken birçok medya kuruluşu da çalışmanın manipülatif olduğu yönünde görüş bildirdi. Bu isimlerden biri de bağımsız bir haber sitesi olan Grayzone’du. CGTN sunucusu Liu Xin, Grayzone’un genel yayın yönetmeni Max Blumenthal ile bu konuyu irdeleyen ayrıntılı bir röportaj yaptı.
 


 “ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Çin’e ‘soykırım’ suçlaması, aşırı sağ ideoloğun veri suistimaline ve temelsiz iddialarına dayanıyor” başlıklı analiz yayımlayarak Adrian Zenz’in Çin’e yönelik ‘soykırım suçlamasını’ çürüttünüz. Grayzone’u şu anda böyle bir çalışma yayınlamaya iten şey neydi?
 
Adrian Zenz ve tek tip görüşün hakim olduğu ABD hükümeti tarafından yapılan, ABD ile Çin arasındaki diplomatik ilişkileri engelleme ve iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırmaya yönelik dezenformasyon ve yanlış bilgiler içeren açıklamaların sponsorlu içeriklerle yayılması nedeniyle bu raporun yayımlanmasına gerek duyuldu. Bunu, örneğin ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Suriye veya Libya’daki insani müdahaleye halk desteğini teşvik etmek için yürütülen bilgi savaşları döneminde de yaşadık. O dönemde de bu tür doğru olmayan, kışkırtıcı çalışmaların üzerine gidip gerçekleri ortaya çıkardı. İşte bu nedenle de sözünü ettiğiniz çalışmaya imza attık. Çünkü daha önce gördüğümüzden çok daha kötü insan hakları ihlalleri olan bir müdahaleci operasyon olarak değerlendirdik. Dolayısıyla, Grayzone’da bizim ve daha geniş katılımcı grubumuz için ve Batı’daki birçok insan için, Xinjiang’a odaklanan ve bu insani müdahalecilik modeline dayanan başka bir propaganda operasyonunun hedefi olduğumuz oldukça açık. İnsanlığı korkunç bir yere götürecek olan Çin ile gerilimi tırmandıracak.


 
Xinjiang hakkında yayınladığınız bu son makaleye odaklanalım. Zenz’in araştırmasında varılan “soykırım” iddiasının açıkça veri suistimaline, kaynakların çarpıtılması ve istatistiklerin yanlış yorumlanmasına bağladığınızı açıkça belirttiniz. Bize oradaki verilerin kötüye kullanımının bir örneğini verebilir misiniz? Bu sonuca nasıl vardınız?
 
Örneğin adli tıp konusuna eğildik ve eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun aktardığı Xinjiang’daki ‘zorla kısırlaştırma" üzerine en önemli makalesini seçtik. Bu makalede Zenz’ten alıntılar vardı hatta bunlar AP, CNN ve diğer birçok yayın tarafından da alıntılanmıştı. Ancak tüm bu isimlerin Zenz’in makalesine atıfta bulunurken herhangi bir şekilde oradaki bilgileri teyit için kontrol etmedikleri açıktı. Zaten Zenz’in bu makalesi de herhangi bir akademik yayında yer almamıştı.
 
Çalışma, eski CIA Direktörü Bill Casey’nin gözetimi altında, Sovyet muhaliflerine ödeme yapmak için bir geçiş yolu bulmak amacıyla kurulan Jamestown Vakfı tarafından yayınlandı. Aslında bir CIA cephesi olarak oluşturuldu. Bu makale şu nedenlerle akademik yayınlarda yer bulamazdı:



Zenz’in en önemli bulgularından biri, doğum kontrol cihazları olan RİA kullanımıyla ilgiliydi. Makalede Çin’in genelinde 2018 yılındaki tüm yeni RİA uygulamalarının yüzde 80’inin Xinjiang’da gerçekleştiği belirtiliyordu. Ancak biz 2019’da yayımlanan Çin İstatistik Yıllığı’nı inceledik. Ve Xinjiang’daki RİA uygulamalarının toplamın yüzde 8,7’si olduğunu gördük.

Zenz, burada manipülatif bir dil kullanıyor. Bizim yaptığımız şey; tüm yeni RİA uygulamalarını ve çıkaranları hesaplamak oldu. Böylece 380 bin rakamına ulaştık. Zenz, Xinjiang’da uygulamaların ülke toplamının yüzde 80’i olduğunu söylüyordu ki bu da 239 bin rakamına denk geliyor.


 
Ancak daha derinlemesine bakarsanız, örneğin Henan eyaletinde 206 bin net yeni uygulama olduğunu görürsünüz. Bu da toplamın yani 380 binin yüzde 69’u demek. Bu durumda bir bölge yüzde 69, bir bölge yüzde 80’ini oluşturmaz. Bu ikisinin toplamı yüzde 100’ün çok üstünde! Mantıklı değil. Dolayısıyla, Zenz, yüzde 80 istatistiğini haklı çıkarmak için bilerek aldatıcı bir manipülasyon yapıyor. “Xinjiang’daki kadınlara baskı uygulanıyor ve hatta çoğu doğum kontrol ameliyatlarına girmek zorunda bırakılıyor “algısını yaratmaya çalışıyor.
 
Daha da kötüsü, Adrian Zenz’in araştırmasında Xinjiagn’daki her bir kadına 800 ila 1.400 net ilave RİA yerleştirmesi yapıldığını gösteren bir grafik var. Bu ne anlama geliyor? Kişi başına deniyor bir de… Adrian Zenz’e göre, Xinjiang’daki kadınlara günde 4 ila 8 kez RİA yerleştirmesi yapılıyor. Bir kadın günde nasıl bu kadar çok doğum kontrol ameliyatı geçirebilir? Hiç bir anlamı yok.


Adrian Zenz'in raporundan grafik


Herhangi bir dipnotu, yaptığı herhangi bir iddiayı takip edin, alıntıyı araştırın ve onun ne kadar manipülatör ve propagandacı olduğunu göreceksiniz. Ne yazık ki hiçbir medya kuruluşu veya ABD hükümeti, hatta kendi doğrulayıcıları bunu kontrol etmeyi başaramadı ve bize bırakıldı.
 
Bir de fotoğraf kullanılmış. Ancak fotoğrafa bakarsanız oradaki insanlar aslında çok yaşlılar, aktif üreme çağındaki insanlara benzemiyor. Ve bu fotoğrafın, Xinjiang’da halka ücretsiz sağlık kontrolü hizmeti veren bir yer olduğu ortaya çıktı. Bu nasıl açıklanabilir, belki de Çince bilmediği ya da Xinjiang’da hiç gitmediği için böyle bir hata yapmış olabilir mi?
 
Zenz’in akademik hiçbir yayında kendine yer bulamayan soykırım iddiası içeren çalışması, hiçbir araştırmaya dayanmadığı gibi, kendisi de Çin uzmanı olarak tanınan biri değil. Söz ettiğiniz fotoğrafta yaşlı bir çiftin ücretsiz hizmet veren bir tıp kliniğini ziyaret ettiğini görüyoruz. Hatta bu fotoğraftaki duruma Amerika Birleşik Devletleri’ndeki birçok komşumun özlem duyacağını düşünüyorum, çünkü ücretsiz sağlık hizmeti alamıyorlar. Fotoğrafta çocuk doğurma yaşında olan kimseyi de görmüyoruz.



Zenz, bu fotoğrafı zorlayıcı bir doğum kontrol önlemi ve kitlesel gözetimin bir örneği olarak gösteriyor ki bu gerçekten kendi önyargılarına gidiyor. Görünüşe göre, ücretsiz sağlık bakımı, devlet erişimi ve hükümetin yoksulluğunun azaltılması için her türlü çabasını, doğum kontrolünün yanı sıra kötü olarak görüyor.

Zenz, 2013-2017 yılları arasında Xinjiang’a ücretsiz sağlık hizmeti de dahil olmak üzere yapılan beş milyar dolarlık yardımı “soykırım” politikasıyla birleştiriyor. Ayrıca anne ve bebek ölüm oranlarının azaltılmasına ilişkin tartışmalara ve istatistiklere atıfta bulunduğu makaleleri atlıyor. Şimdi Çin, Xinjiang Uygur nüfusuna karşı “soykırım” yapmak istiyorsa, neden Lancet gibi tıbbi yayınların da belgelediği doğumda anne ve bebek ölümlerini azaltma çalışmalarını sürdürüyor? Bu gerçekten bir anlam ifade etmiyor ve mantıklı değil, ancak Zenz bunu uygun bir şekilde analizinin dışında bırakıyor.
 
Araştırma bu kadar kalitesizse, neden Batı ülkelerin ulusal televizyonlarına çıkıyor, BBC ve CNN tarafından alıntılanıyor, ABD’li eski yüksek hükümet yetkilileri tarafından kullanılıyor, Ve şimdi Dışişleri Bakanı da bu tür bir “soykırım” teorisini destekliyor. Bu nasıl mümkün olabilir?
 
Gerçekten de ABD medyasının, bazı kurumların tavrının içinde bulunduğu üzücü durumu gösteriyor. “Rejim medyasına” çok benziyor. Adrian Zenz gibi biri, bir halkla ilişkiler firması veya Washington’daki bu düşünce kuruluşlarından biri tarafından öne sürüldüğünde, onunla röportaj yapanlar onun geçmişini sorgulamıyor. Geçmişine ve akademik yeterlilik, eksikliğine bakmak için bu sorgulamayı yapmak bize bırakıldı. Önyargılı bir iddiayı ileri sürmek ve ABD hükümetinin veya içindeki katı unsurların Çin ile diplomasiyi engellemek için aradığı bir sonuca varmak için kullandığı veri manipülasyonu.

Bu nedenle, siyasi yapının Çin ile tırmanış arayan bir kısmı için çok uygun ve önemli bir rol oynuyor.
Akademik dünyada çok fazla baskı, sansür ve otosansür var. Bunun hakkında konuşursanız, bir bedel ödersiniz. Bunun hakkında medyada konuşursanız, bir bedel ödersiniz. Adrian Zenz, makalemizi tweetlediği için Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen Suriye bilim adamlarından Joshua Landis’i mahkemeye çıkarmakla tehdit etti. Baskılar sonunda Landis, tweetini kısa süre sonra silmek zorunda kaldı.
 

Joshua Landis'in Twitter Profil Sayfasının Ekran Görüntüsü

 

Siz korkmuyor musunuz? Tüm bunları açığa çıkardığınız için endişeli değil misiniz? Bunları yapmamak için herhangi bir yerden herhangi bir tehdit, mektup veya baskı aldınız mı?

 
Grayzone’u kapatmamız için çok fazla baskı ve tehdit alıyoruz. Sızan belgelere dayanarak Batı medyasının istihbarat yüklenicileri olarak hareket ettiği hakkında yayınladığım makaleye, Twitter tarafından etiketlendi ve makalenin “üzerinde oynanmış materyallere” dayandığını iddia etti. Yani, bizi bastırmak için bariz bir kampanya var.

Ama benim kişisel olarak yüz yüze kaldığım ve Grayzone’da bu anlatıyı sorguladığımız için karşılaştığımız ana sonuç, ‘soykırım inkarcıları’ olarak etiketlenmemizdir. Aslında yaptığımız şey, şüphecilik… Rasyonel şüpheciliği, Dışişleri Bakanlığı propagandasına, kendi hükümetimizin uluslararası düşmanlığı beslemek için kullandığı propagandayı incelemek ve uygulamak. Bu, gazeteciliğe ve tüm medyaya ilk girdiğimde Bush Dışişleri Bakanlığı’nın, Kongre dahil, Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu hakkındaki anlatısının ardından öğrendiğim bir ders. Medyayı, kongreyi ve halkı manipüle etmek için burada aynı tekniklerin uygulandığını ve işe yaradığını görün. Bu yüzden, aslında biraz rasyonel şüphecilik sağlamak bizim işimiz.

 Grayzone Twitter ekran görüntüsü

Belirli bir siyasi güç tarafından finanse edilen, temelsiz suçlamalarda bulunan araştırmalar bazıları tarafından politikalarını desteklemek için bir referans olarak kullanılıyor. Sizce böyle bir operasyonun sonucu nedir?
 
Bu kampanyanın aslında 1990’larda Kongre’nin Uluslararası İlişkiler Komitesi aracılığıyla, temsilci Tom Lantos gibi rejim değişikliği yanlısı figürlerin gözetiminde Uygur sürgünlerini ağırlamaya başlamasıyla başladığını belirtmeliyim. Onlar da zorla kürtaj gibi konularda çok benzer tanıklıklar ileri sürüyordu. O sırada Bill Clinton yönetiminin Çin’e en çok tercih edilen ülke ticaret statüsünü vermesini engellemeye çalışıyorlardı. O rauntta başarısız oldular. Ama şimdi bu düşmanlık yoğunlaştı. Başarıyorlar.

Kanada parlamentosu oy birliğiyle Çin’i “soykırım” ile suçladı. Bu duruşmalarda kim ifade verdi? Tanıklık için getirilen insanların neredeyse tamamı, ABD hükümeti tarafından desteklenen ve ABD hükümeti tarafından yetiştirilen Uygur sürgünleriydi. Ve aşırı sağcı bir aşırılıkçı ve bir veri manipülatörü olarak geçmişi olan, istatistiksel sahtekarlıktan suçlu olan Adrian Zenz’den başkası asla ortaya çıkmadı. Yani, Batı’da olan budur. Kanada da bunu Biden yönetimine baskı yapmak için kullanacak ve böylece Batı’nın geri kalanına Beijing Olimpiyatları’nı boykot etmesi için baskı uygulayacak.

 

Kaynak Çin Uluslararası Radyosu
Hibya Haber Ajansı