Haftanın odak noktasında FED var

Makroekonomik verilerin seyri, enflasyon beklentilerindeki artış, tahvil faizlerindeki yükseliş ve korona virüs istatistiklerindeki iyileşme gibi birden fazla konu başlığı altında yön bulmaya çalışan küresel piyasalar geride bıraktığımız haftada güçlü bir eğilim oluşturmayı başaramadı.

Makroekonomik verilerin seyri, enflasyon beklentilerindeki artış, tahvil faizlerindeki yükseliş ve korona virüs istatistiklerindeki iyileşme gibi birden fazla konu başlığı altında yön bulmaya çalışan küresel piyasalar geride bıraktığımız haftada güçlü bir eğilim oluşturmayı başaramadı. Yeni haftanın da genel hatlarıyla aynı konu başlıkları etrafında şekillenmesini beklemekle birlikte Fed Başkanı Powell’ın yapacağı yarıyıl sunumunun yatırımcılara daha net bir sinyal verebileceğini düşünüyoruz.

Bu noktada haftanın en önemli konu başlığını Fed Başkanı Powell’ın Kongre’de yapacağı yarıyıl sunumunu oluşturuyor. Fed Başkanları yarıyıl sunumlarında atılan adımların genel bir değerlendirmesini yaptığı gibi özellikle soru-cevap kısmında gelecek döneme ilişkin sinyaller verebiliyor. Destekleyici para politikasının uzun bir süre daha devam edeceğine vurgu yapan Fed’in duruşunun çok fazla değişmesini beklemek gerekir. Ancak Powell’ın özellikle tahvil faizlerindeki yükselişi nasıl değerlendirdiği ve enflasyonun görünümünü nasıl gördüğü oldukça önemli. Soru cevap kısmında para politikasına dair daha fazla detay verme ihtimali yüksek olan Fed Başkanı yarın Senato’da (TSİ 18.00) Çarşamba günü ise Temsilciler Meclisi’nde (TSİ 18.00) sunum yapacak ancak Çarşamba günkü sunum çok büyük ölçüde önceki sunumun tekrarı niteliğinde olacağı için kayda değer bir etki yaratmayacaktır.

Korona virüs vaka sayıları küresel ölçekte iyileşme sinyalleri verirken gözler bir yandan da kısıtlamaların hafifletilmesine çevrilmiş durumda. Bu noktada İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın bugün ülkede kapanma önlemlerinin hafifletilmesine yönelik yol haritasını açıklaması bekleniyor. Korona virüs istatistiklerindeki son dönemde görülen toparlanmanın devam etmesi durumunda önlemlerin küresel ölçekte hafifleyeceğine yönelik bir algı oluşması önümüzdeki dönemde risk iştahını destekleyen bir unsur olarak çalışabilir.

Makroekonomik veriler ve tahvil faizleri arasındaki denge ise oldukça hassas bir çizgide ilerliyor. Öyle ki, verilerdeki iyileşmenin son açıklanan perakende satışlar rakamında olduğu gibi piyasa beklentisinin belirgin şekilde ötesine geçmesi tahvil faizlerindeki yükselişin yılın başındaki tahminleri aşmasına neden olabiliyor. Bu noktada Fed’e ilişkin beklentilerin şekillenmesini sağlayan makroekonomik veriler çok güçlü bir tablo ortaya koymaya başlar ve bu da doğal olarak faizlere yükseliş olarak yansırsa piyasalardaki denge bozulabilir. Dolayısıyla şimdilik bunu söylemek için erken olsa da önümüzdeki dönemde iyi veri eşittir kötü piyasa denklemi ile karşılaşabileceğimizi göz önünde bulundurmak gerekir.

Makroekonomik veri tarafında bu hafta yurtiçinde varlık fiyatlarına yön verebilecek önemde bir gündem maddesi bulunmazken dışarıda ise ABD’de açıklanacak olan GSYH, PCE endeksi ve dayanıklı mal siparişleri gibi verileri takip edeceğiz. Revizyon niteliğinde olması nedeniyle GSYH rakamının önemli bir etki yaratmasını beklemiyoruz. Bu noktada dayanıklı mal siparişleri ve PCE endeksinin ortaya koyacağı tablonun daha fazla dikkat ekeceğini tahmin ediyoruz. Kaldı ki, federal hükümet tarafından yapılan yardımların desteği ile özellikle kişisel gelirlerde %10 civarında ciddi bir sıçrama yaşanması bekleniyor.

Öte yandan bu hafta 1,9 trilyon dolar büyüklüğündeki mali teşvik paketinin de Temsilciler Meclisi’ne gelmesi bekleniyor. Bunun gerçekleşmesi ve gerekli onayların alınması durumunda risk iştahının destek bulduğunu görebiliriz.

BEKLENTİLERİMİZ

Borsa İstanbul haftayı 1550 puanın üzerinde kapattı. Son dönemde momentum kazanmakta belirgin şekilde zorlanan ve ağırlıklı olarak 1520-1560 puan bandında işlem gören BIST-100 endeksi önemli bir teknik seviye olarak gördüğümüz 1550 puanın üzerinde ilk kez haftalık kapanış yapmayı başardı. Endeksin kazanımlarını koruması durumunda yeni haftada yukarı yönlü eğilimini devam ettirdiğini görebiliriz. Böyle bir senaryoda yukarıda takip edeceğimiz ilk nokta ise Ocak ayındaki yükselişte üzerinde kalıcı olamadığımız 1580 puan seviyesi olacaktır. Ancak endeksin yön tayin etmek için daha çok yurtdışı piyasaları takip ettiğini göz önünde bulundurursak bunun gerçekleşmesi için küresel risk iştahının da lehte olması gerektiğini düşünüyoruz.

EUR/USD güç topluyor. Haftanın son işlem gününde açıklanan verilere göre Euro Bölgesi’nde PMI imalat endeksi 54,4 olan beklentiyi aşarak 57,7'ye yükseldi. Bu aynı zamanda son 36 ayın en yüksek seviyesi olması bakımından da dikkat çekici. Önceki ay 45,4 olan PMI hizmet endeksi ise 44,5'lik piyasa beklentisinin hafif üzerinde 44,7 olarak açıklandı. Böylece özellikle imalat sektörünün desteği ile PMI bileşik endeksi 47,8'den 48,1'e yükselmiş oldu. Bileşik endeks henüz büyümeyi daralmadan ayıran 50 seviyesinin altında seyretmeye devam ediyor olsa da verilerdeki iyileşme sinyallerinin desteğini arkasına alan parite yeniden 1,21 seviyesinin üzerinde işlem görmeye başladı. Teknik açıdan bakıldığında henüz riskli bölgeden çıkılmamış olsa da hafta içinde 1,2150’nin üzerinde kapanışlar görmemiz daha ılımlı bir eğilim oluşmasına katkı sağlayabilir.

USD/TL 7,00 seviyesinin altında sakin seyrini sürdürüyor. Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Cuma günü yaptığı güncelleme ile Türkye’nin kredi notu görünümünü yukarı yönlü revize etti. Buna göre, Türkiye'nin kredi notu BB- olarak teyit edilirken daha önce negatif olan kredi notu görünümü ise durağana yükseltildi. Yapılan açıklamada Türkiye'nin daha tutarlı ve Ortodoks bir politikaya dönüşünün, geçen yıl düşüş gösteren uluslararası rezervler, yüksek cari açık ve kötüleşen yatırımcı güveninden kaynaklanan kısa vadeli dış finansman risklerini hafifletmeye yardımcı olduğu belirtildi. Kredi notunun yatırım yapılabilir seviyenin 3 kademe altında olduğunu da düşünürsek kararı TL açısından nötr/sınırlı pozitif olarak değerlendiriyoruz.

Ons altın haftayı zayıf tamamladı. Geride bıraktığımız haftayı %2,26 oranında değer kaybı ile tamamlayan altının ons fiyatı böylece yılın başından bu yana haftalık bazda en sert ikinci değer kaybını yaşamış oldu. Genel hatlarıyla baktığımızda ise altının trend değişimi yakalamasını sağlayacak nitelikte bir konjonktürde olduğumuzu düşünmüyoruz. Özellikle tahvil faizlerinin yüksek seyrini koruması altının destek bulmasını önemli ölçüde zorlaştıran bir zemin yaratıyor. Kaldı ki, altının teknik görünümünün de çok iç açıcı olduğunu söyleyemeyiz. Bu noktada zaman zaman görülen yukarı yönlü denemelerin henüz kritik teknik seviyelerin aşılmasını sağlayacak bir sonuca erişememesi şimdilik iyimser bir tablo oluşmasına izin vermiyor.

Kaynak ÜNLÜ Menkul
Hibya Haber Ajansı