Hazır giyim ve tekstil sektörü öngörülebilir döviz kuru istiyor

Ege Giyim Sanayicileri Derneği’nin (EGSD) pandemide tedarik sektörünü ele aldığı panele Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ve Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) Başkanı Burak Sertbaş katıldı. Toplantının moderatörlüğünü ise EGSD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Okay Şimşek yaptı.

Toplantının açılışında bir konuşma yapan EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Ertuğrul, EGSD’nin 29 yıldır sektörün nabzını tutmaya devam ettiğini söyledi. Bu dönemde tedarik sektörümüz ile bir araya gelmek istediklerini söyleyen EGSD Başkanı Ertuğrul, korona virüs nedeniyle etkinliklerin sanal ortama taşındığı bu süreçte, sanal ticaret heyetleri, sanal ortamda gerçekleştirilecek ticari faaliyetler ve fuarların yeni fırsatlar doğurduğunu söyledi.

2020 yılının Pandeminin etkisi ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hazır giyim ve tedarik sektöründe beklenmedik etkiler yarattığını söyleyen Ertuğrul, “Haziran ayından sonra ihracatımız olumlu yönde ivme göstermiş olsa da ekosistem içerisindeki bir alanda yaşanan sorunlar sektörün geneline yansımaktadır. Pandemi sürecinde Pazarda yaşanan daralma, döviz hareketliliğinin sektörümüze yansımaları ve iplik fiyatlarındaki artışın tedarik zincirindeki etkisini konuşacağımız bugün de sektörümüzün önemli temsilcilerini ağırlamaktan ve bu konulardaki düşüncelerini öğrenmekten memnunuz” diye konuştu.

 

Teknik tekstil ihracatı 3 milyar dolara ulaştı

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye geneli teknik tekstil ihracatının 2020 yılı Ocak – Aralık döneminde yüzde 76 artarak 3 milyar dolara ulaştığını, Ege Bölgesi’nde ise teknik tekstil ihracatının yüzde 98 artarak 194 milyon dolara yükseldiğini açıkladı.

“Teknik tekstil ihracatımız ve bu konudaki alt yapı çalışmalarımız artarken 2014 yılında kurduğumuz ve öncelikli çalışma alanları koruyucu, medikal ve sportif teknik tekstiller olan Teknik Tekstiller Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin bu süreçte önemi daha da arttı. TEKSMER’in öncelikli alanlarının pandemi sürecinde öne çıkan ürün grupları ile kesişmesi Bölgemiz teknik tekstil üretim ve ihracatı için avantaj sağladı.”

 

EİB sürdürülebilirlik ve dijitalleşmeyle yükseliyor

Tekstil ve konfeksiyon sektörlerinde pandeminin de etkisiyle teknik tekstil dışında yükselen diğer iki önemli trendin sürdürülebilirlik ve dijitalleşme olduğuna değinen Eskinazi, Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2020 yılını “Sürdürülebilirlik Yılı” ilan ettiğini hatırlattı.

“Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik Komitemiz, korona virüse rağmen dijital ortamda yoğun bir mesai yaptı ve “Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik Manifestosu”nu oluşturdu. Manifestomuz bundan sonraki süreçte sürdürülebilirlik ilgili çalışmalarımız için bir yol haritası niteliğinde olacak. Sürdürülebilirlik ile ilgili ulusal ve uluslararası ağlara dahil olarak aktif görevler almayı planlıyoruz. Bu amaçla 2019 yılında Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilirlik ile ilgili en büyük inisiyatifi Global Compact’a Ege İhracatçı Birlikleri olarak üye olduk. Dijitalleşme alanındaki gelişmeler ise uzak pazarları yakın hale getirdi. 2020 yılında düzenlediğimiz sanal fuarlar ve sanal ticaret heyeti organizasyonlarıyla yeni ticari bağlantılar gerçekleştirdik. İhracatçılarımız, 2020 yılı başında akıllarından bile geçirmedikleri ülkelere dijitalleşme sayesinde ihracat yapar hale geldi.”

 

Türk pamuğu GDO’suzdur - GMO Free olarak markalaşmıştır

Hammadde fiyatlarına da değinen Jak Eskinazi, pamuk fiyatlarının artmaya devam ettiğini, iplik ve kumaş temininde ciddi sıkıntılar yaşandığını sözlerine ekleyerek “Örneğin, Amerikan pamuğuna uygulanan %3 verginin bu süreçte kaldırılması isabetli bir karar olacaktır.” şeklinde sözlerini noktaladı.  

Öngörülebilir döviz kuru beklentileri olduğunu söyleyen Eskinazi, “Sürdürülebilirliği gündemimize aldığımızda bir adım öne çıkarız, Avrupa’da karbon ayak izi vergileri başlayacak. Tedbirimizi şimdiden almalıyız. Türk pamuğu tamamen GDO’suzdur - GMO Free olarak markalaşmıştır, bunu tüm dünyaya tanıtıyoruz, İzmir’den açılan roro seferleri mesafeleri kısaltıyor, navlun konusunda sektörümüz için büyük avantaj sağlayacaktır. Ürün tedariğinin zorlaştığı bu dönemde sanayicilerimizin işbirliği içerisinde çalışacağına ve süreçten güçlenerek çıkacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

 

Tüketicilerin yüzde 60’ından fazlasının tercihi çevre dostu ürünler

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, pandemiyle birlikte küresel hazır giyim perakende devlerinin tedarik zincirlerini yeniden gözden geçirmeye başladığını söyledi.

“Bu yeniden değerlendirme neticesinde hâlihazırda Uzak Doğu ülkelerinin domine ettiği tekstil ve hazır giyim üretiminin Türkiye’ye kayması beklentisi de oluştu. Bu beklentide Türkiye’nin stratejik konumu ve üretimdeki yetkinliğinin payı büyük. Burada karşımıza çıkan kapasite sorunu olabilir. Bu sorunu aşmanın tek yolu ise yatırım. Öngöremediğimiz kurlar, bizleri yatırım konusunda karar verme konusunda da sıkıntıya düşürüyor. Pandemi sürecinde pazarda yaşanan daralmayla ilgili değinmek istediğim bir diğer konu değişen tüketim alışkanlıkları. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa’da da durumun aynı şekilde olması, kapanmaların olması, insanların evden çalışması gibi sebeplerle, giyime olan talep azalmış durumda. COVID-19 sürecinde tüketicilerin tekstil ve hazırgiyim ürünlerinde sürdürülebilirlik konularına daha sıkı şekilde entegre olduğu gördük. McKinsey & Company tarafından yapılan araştırma tüketicilerin %60’ından fazlasının çevre dostu ürünleri tercih ettiklerini gösteriyor. Tüketiciler biz üreticileri sürdürülebilir, çevre dostu ürünler yapmamız yönünde zorluyor.”

 

Hammadde ve navlun fiyatları ihracatçıları zorluyor

Bütün hazır giyim ihracatçılarının ortak probleminin düşük kur ve bunun karşısında yükselmeye devam eden iplik ve kumaş fiyatları olduğunun altını çizen Sertbaş şöyle devam etti:

“Özellikle organik kumaş olmak üzere, her türlü pamuklu, polyester, bambu ve viskon içerikli örme kumaşların temininde ciddi zorluk yaşamaktayız. Hammadde fiyatlarındaki artış bazı firmalarda üretimi durma noktasına getirdi. Bazılarında ise müşterilerden sipariş iptalleri gelmeye başladı. Navlun fiyatlarında yaşanan artışlar firmaların maliyetini artırıyor. Diğer taraftan işçilik ve enerji giderleri gibi temel girdi maliyetlerimiz de arttı. Ama bu artışları fiyatlarımıza yansıtamıyoruz. Alıcılar bunu kabul etmiyor. Hammadde fiyatlarında görülen artışlar tedariki zorlaştırırken, doların düşüş trendinde olması ise fiyatta rekabetçiliği zorlar hale geldi. Hem ihracatta hem de iç piyasada fiyat istikrarı sağlanamamaktadır. Kurlar yüksekken hammadde alan üreticiler, şu anda ürettikleri ürünleri düşük kurla ihraç etmek zorunda. Ocak ayı ihracat rakamlarımız artış gösterdi, ancak kur oynaklığı ve hammadde fiyatlarındaki artış devam ederse, 2021 ihracat hedefimizi gerçekleştirme konusunda sıkıntı yaşayacağız.”

 

Hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü pandemiye rağmen ihracatta ilk üçte

Hazırgiyim ve konfeksiyon sektörünün pandemiye rağmen Türkiye genelinde 17,1 milyar dolar ihracat yaparak otomotiv ve kimya sektörlerinin ardından üçüncü büyük sektör olduğunu açıklayan Burak Sertbaş, “Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği olarak ise 1,3 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek geçen yılki ihracat seviyemizi koruduk. Bunda özellikle medikal ürünlerin payı büyük. En fazla artış pandeminin etkisiyle medikal teknik tekstil ürünlerinde gerçekleşti. Türkiye geneli medikal tekstil ihracatımız yüzde 2.204 artarak 1,4 milyar dolar olarak gerçekleşti, bu süreçte Ege’den yaptığımız medikal teknik tekstil ihracatı ise 92 milyon dolar oldu. Medikal teknik tekstil ihracatının artışında cerrahi elbiseler ve maskeler asıl payı oluşturdu. Maske ve cerrahi elbise ihracatındaki hibe şartının kaldırılmasıyla medikal tekstil ihracatımızı daha yukarılara çekebiliriz.” diye konuştu.

Panelde İZTO Meclis Başkan Yardımcısı İrfan Erol, EBSO Meclis Üyesi Fatih Güven ve Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özpehlivan da görüşlerini dile getirdi.


Hibya Haber Ajansı