Küresel enflasyondaki yükselişler, Sanılanın aksine kalıcılık gösterebilir mi?

Son zamanlarda küresel ekonomideki enflasyon artışları piyasa oyuncularını ikiye bölmüş durumda. Yerel FED Başkanları ve FOMC yetkililerinin çoğunluğu başta olmak üzere bir grup; bu durumun birkaç aylık bir süreç için geçici olacağını söylerken, bazı ekonomistlerin başını çektiği diğer grup ise; bu durumun geçici olsa dahi sürenin birkaç aydan daha öte olabileceğini öne sürmekte.

Süreci analiz etmek için, öncelikle enflasyon artışlarına neden olan faktörleri ele alacak olursak;

Gerek; Pandeminin etkileri, gerekse de; kuraklık gibi bir süredir risk içeren unsurların varlığı, arz sıkıntıları beraberinde getirdi. Pandemiden kaynaklı olarak ortaya çıkan istihdam ve bürokratik sorunlar ile üretim ve ulaştırma ağında yaşanan sıkıntılar; maliyet artışlarını beraberinde getirirken, yine kuraklığın; gıda ve çip gibi bazı teknoloji ürünlerinin(çip gibi ürünleri üretiminde su tüketiminin yoğunluğu nedeniyle) üretiminde yol açtığı daralmalar da; bu maliyet artışlarını destekledi.

Öte yandan, Pandeminin etkilerinin bertaraf edilmesi için majör merkez bankaları ve hükumetlerin uygulamaya aldığı genişlemeci politikalar; daralan talebin toparlaması için kısmen yardımcı olmakta ve enflasyon artışlarını desteklemekteydi. Şimdi ise, Pandemi ile mücadelede aşılama kaynaklı merhale kat edilmesi sonrasında; karantinaların kaldırılmaya başlaması ile tekrardan hızlanan talep artışları görmekteyiz. Bunların bir kısmı birikimli (ertelenmiş) geçici artışlar olsa da, yine de tam anlamıyla pandeminin sona ermesi durumunda ortaya çıkacak yeni talep artışları da göz ardı edilmemeli.

Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın, 2018 yılında Çin’e Ticaret Savaşı başlatması ile ABD ve Çin arasında ortaya çıkan güvensizlikler; yeni ABD Başkanı Joe Biden döneminde her ne kadar stabil görünse de, son zamanlarda; tekonoloji alanında bir takım yasaklayıcı adımlar atılması ve yine Tayvan konusu üzerinden askeri gerilimin korunuyor olması da tedirginlik unsuru. Başta -büyük çoğunluğunu elinde tuttuğu- “nadir elementler” olmak üzere; teknoloji mamullerindeki üstünlüğünü koz olarak kullanan Çin’in, bu tutumu da; bu ürünlerin fiyatlarının fahiş fiyatlara çıkmasına neden olmakta.

Enerji tarafındaki pandemi kaynaklı talep azalışlarında; OPEC/OPEC+ konsorsiyumunun arz kısıntılarına gitmesi petrol fiyatlarını toparlarken, yine; sanayi malı olarak kullanılan demir cevheri, çelik, bakır ve alüminyum gibi emtialarda Çin talebinin çok hızlı artması ile de küresel çapta üretim girdilerinde artışlar görüldü.

Şimdi, mevcut görünüm ışığında; bu faktörlerin geçici olup olmadığına veya geçici ise ne kadar süre ile geçici olabileceğine dair öngörülerde bulunalım.

  1. Pandeminin sona erecek olması; istihdam ve bürokrasiye dair arz sıkıntılarını bertaraf edebilir. Bu anlamda fiyatlar üzerindeki köpük ortadan kalkabilir. Ancak, bu sefer de; uzun süreli karantinalar döneminde seyahat ve tatil başta olmak üzere ertelenen sosyal hayata hanehalklarının hızlı dönüş yapmak istemeleri de; önümüzdeki birkaç yıl için yeni bir tüketim çılgınlığına neden olarak fiyatları yeniden yukarıya çekebilir.
  2. Yine, Pandemi kaynaklı olarak daralan istihdam piyasasının da pandemi sonrasında hızla toparlanma ihtimali; kişilerin gelirlerinin artması üzerinden tüketim artışlarını ve buna paralel olarak bozulabilecek arz/talep dengesi ile hızlı fiyat artışlarını beraberinde getirebilir.
  3. Ticaret Savaşları riski kaynaklı korumacılık politikalarının devam etme ihtimalinin yüksek oluşu da; gerek arz sıkıntısı kaynaklı, gerekse de olası vergi artışları üzerinden küresel ekonomideki enflasyonist baskıyı artırabilir.
  4. Küresel ısınmanın her geçen yıl daha fazla yayılması ile birçok bölgede baş gösteren kuraklığın süregelişi de; tarımsal ürünler başta olmak üzere bazı ürün gruplarında fahiş fiyatların katlanarak devamına neden olabilir.

 

Velhasıl, bu aşamada işin çözüm noktasında; en azından tüketimi sınırlamak için; para ve maliye politikaları yoluyla fiyat artışlarına müdahale edilebilir. Majör merkez bankalarının “tapering(tahvil alımı azaltılması)” ile başlayıp, faiz artırımlarına gidecek sıkılaştırma hamlelerine paralel olarak, hükumetler de; daha yüksek faiz oranları vererek, harcama dürtülerini tasarrufa yöneltmek isteyecektir.

Yine de, kurallık ve korumacılık gibi arz kaynaklı bazı yapısal etkenler düşünüldüğünde; küresel enflasyon oranlarında birkaç ay içerisinde bir azalış patikasına hızlı dönüş beklemek hayalcilik olabilir. Belki de, küresel ekonomi birkaç senelik süreçte; yüksek enflasyon ile yaşamak zorunda kalabilir.

Kaynak Yusuf Kavak / Işık Menkul Değerler Araştırma Müdürü

Hibya Haber Ajansı