Petrol Fiyatlarında Düşüş Sona Erdi mi?

Rusya Enerji Bakanı Novak’ın: “Ekstra azaltım yapmak için henüz net bir anlaşma olmadığını ve bunun yapılmasının gerekliliği konusunda da belirsizlikler olduğunu” söylemiş olması da bu ihtimali azaltmmışa benziyor.

Sene başında; ABD’nin, İran ‘ın askeri kanadında yer alan Devrim Muhafızları Ordusu’nun alt kollarından Kudüs Gücü’nün komutanı Kasım Süleymani’yi Irak’ta öldürmesi sonrasında bölgede artan tansiyonla; arz kaynaklı daralma olacağı beklentisiyle Brent(İngiliz) tipi ham petrolde 71.5 Dolar, WTI(Batı Teksas/Amerikan) tipi ham petrolde 65.6 Dolar bölgesi test edilmişti. Sonrasında; gerek buradaki tansiyonun düşmesi, gerekse Çin’de ortaya çıkan yeni tip ölümcül Coronavirüs vakasının Dünya’nın en büyük petrol ithalatçısı konumundaki Çin ekonomisine ciddi manada zarar vereceğinin ortaya çıkması ile fiyatlar baskı altına girdi. Keza, virüsün Çin dışına da çıkması ve yayılmaya devam etmesi ile küresel büyümenin de zarar göreceği ve buna paralel olarak global petrol talebinde de olumsuz etkilerinin olacağına dair beklentilerin etkisi kendisini iyice hissettirdi. Virüsün etkileri yoğunlaştıkça fiyatlarda oluşan geri çekilme ivme kazanırken; Brent Petrol’de 53.1 Dolar, Wti Petrol’de 49.3 Dolar seviyesi test edildi. Akabinde ise 4-5-6 Şubat tarihlerinde yapılan “OPEC Teknik Komite” toplantıları takip edilirken, toplantılar sonucunda 600 Bin varillik ek kesintinin yapılmasının uygun olabileceği tavsiye edildi. Yine, Coronavirüs ‘ün tedavisinin yapılması için çeşitli ilaç ve aşı çalışmalarının başladığıana dair haber akışları da gelmeye başlarken; buna paralel olarak her iki petrol türünde de bir miktar yukarı yönlü ataklar oluştu. Peki, petrol fiyatlarında düşüş sona erdi mi?

Bu sorunun cevabını öğrenmek için bir kaç sorunun daha cevabını öğrenmemiz gerekecek. Öncelikle; küresel riskler sona erdi mi? sorusunun cevabını arayalım. Coronavirüs meselesi halen sona ermedi ve hergün devam eden vaka ve ölüm artışlarının devam etmesi ve bu bağlamda Çin şirketlerinin faaliyetlerine başlamakta zorlanması gösteriyor ki;  bu risk unsuru sona erdiği zaman Çin ekonomisinde ortaya çıkacak tahribat, şuan için uluslararası yatırım kuruluşlarınca yapılan tahminlerden daha yüksek olabilir. Keza, bugün Apple’ın; üretim ve satış rakamlarında hedeflerin gerisinde kalınacağına dair yapmış olduğu açıklama da gösterdi ki; Çin ekonomisinin yanı sıra, küresel ekonomide oluşacak hasar da beklentilerden yüksek olacak gibi. Diğer taraftan; Coronavirüs, ABD ve Çin arasında 15 Ocak’ta imzalanan 1.Faz Ticaret Anlaşması için de bir tehdit unsuru içermekte. Zira, Çin tarafı şuana kadar ABD vermiş olduğu taahütlerini; Coronavirüs ‘ün Çin firmalarının faaliyetlerini askıya aldırması ve vatandaşların tüketim davranışlarında yaşanan zorunlu daralma nedeniyle henüz yerine getirebilmiş değil. İlerleyen süreçte bu taahütlerin yerine getirilmesi iyice riske girerse bu sefer ABD tarafı anlaşmayı bozmak isteyebilir. Keza, son günlerde ABD’nin Huawei başta olmak üzere Çinli teknoloji ürünlerine yönelik yeni kısıtlamaları devreye alacağı da dillendirilmekte. Öte taraftan; Dünya ekonomik büyümesi önünde engel teşkil eden riskler bunlarla da sınırlı değil. Her ne kadar Brexit tamamlansa da geçiş sürecinin halen bitmemiş olması ve 31 Aralık’taki süre dolumu ile AB-Britanya ve diğer ülkeler ile Britanya’nın arasındaki ticaretin ne şekilde yapılacağına dair belirsizlikler de; Avrupa ekonomisi kadar küresel ekonomi üzerinde de belirsizlikleri yükseltiyor. Yine, son zamanlarda ABD ve AB arasında zaman zaman ortaya çıkan sürtüşmeler de yeni bir ticaret savaşının sinyallerini içermekte. Velhasılı, tüm bu unsurlar ve başkaca ortaya çıkabilecek riskler küresel talep büyümesi açısından bir olumsuzluk içermekte.

Diğer bir soru; Coronavirüs ve diğer (mevcut ve olası) risklerin petrol fiyatları üzerindeki baskısı bertaraf edilemez mi? Talep bazlı ortaya çıkacak daralma mevcut durumda hemen telafi edilemeyecek durumda. Ama, buuna paralel olarak otomotikman arz tarafında ortaya çıkması muhtemel fazlalığın giderilmesi bir miktar mümkün olabilir. Bu tarafta da; OPEC+(Arz Kısıntısı Konsorsiyumu) üyelerinin bir konsensus sağlama konusundaki başarısı belirleyici olabilir. Ancak, son yapılan OPEC Teknik toplantıları sonrasında açıklamalarda bulunan Rusya Enerji Bakanı Novak’ın: “Ekstra azaltım yapmak için henüz net bir anlaşma olmadığını ve bunun yapılmasının gerekliliği konusunda da belirsizlikler olduğunu” söylemiş olması da bu ihtimali azaltmmışa benziyor.

Peki, küresel riskler; sadece talep kaynaklı fiyatlamalar için mi geçerli? Elbette; “Hayır!” Yaklaşık olarak son 5 aylık süreci değerlendirecek olursak; Eylül ayında yaşanan Aramco saldırıları ve Ocak ayında İran eksenli olarak Ortadoğu’da ortaya çıkan jeopolitik riskler arz kaynaklı tehditleri ön plana çıkartan türdendi. Zira, her iki meselede de; üretimin sekteye uğrayacağı endişeleriyle yüksek oynaklıklar ortaya çıkarken buna paralel olarak da fiyatlar ilk etapta yukarı yönlü hareket etmişti. Son açıklanan OPEC aylık raporları da bunu doğrular düzeydeydi. Geçtiğimiz Eylül ayında Aramco tesislerine yapılan saldırı sonrasında 28,5 Milyon varil ie son 10 yılın en düşük seviyelerine gerileyen üretim, Ekim ayında 29.8 Milyon varile fırlamış,  Aralık ayında ise ek 400 Bin varil üretim kısıntısı kararı alınması ile 29.4 Milyon varil düzeyiyle seneyi tamamlamıştı. Ocak ayında ise Ortadoğu ve Libya’da artan jeopolitik risklerin de etkisiyle 500 Bin varil daha gerileyen arz; 28.9 Milyon varil düzeyine indi. Doğal olarak bundan sonraki süreçte; İran Nükleer Anlaşması ve Jeopolitik meseleler gibi arz sıkıntısını tetikleyebilecek ektra bir risk artışı ortaya çıkacak olursa, fiyatlar bundan nemalanabilir. Ancak, şu da unutulmamalı ki; üretim sıkıntısına neden olabilecek riskler, ilerleyen süreçte küresel büyümeyi istikrarsızlaştırarak talep kaynaklı daralmaya neden olabilir ve bu kapsamda jeopolitik risk artışları kaynaklı ortaya çıkan alıcılı işlemler yerini yeniden satıcılı hareketlere bırakabilir.

Sözün özü; Coronavirüs tehditi atlatılsa bile, küresel ekonomik büyüme ve buna paralel olarak petrol talebi üzerinde olumsuzluğa neden olabilecek bir çok tehdit unsuru varlığını sürdürmekte. Bu bağlamda, potansiyel olanlar da dahil olmak üzere tüm bu tehditler ortadan kalkmadığı sürece petrol fiyatları üzerindeki baskı devam edebilir. Bu baskının ne kadarlık geri çekilmeyi beraberinde getireceği ise; risklerin yoğunluğu ile potansiyel boyutu ve devam etme süresiyle doğru orantılı olacak. Yani, geçici risklerin devam etmesi 5-10 Dolarlık ilave geri çekilmeleri beraberinde getirecekken, küresel çapta bir “resesyon” tehditi oluşturabilecek risk veya risklerin ortaya çıkması ve devamlılık içermesi ise 15-20 kuruşluk yeni fiyat düşüşlerine neden olabilir. Keza, tam tersi durumda; yani geçici risklerin bertaraf olması ile 5-10 Dolarlık bir fiyat artışı ortaya çıkabilecekken, tüm risklerin ortadan kalkması ve buna paralel olarak petrol talebi beklentilerinin hızla toparlanma eğilimine girmesi halinde ise ancak ciddi yükselişler kendisini gösterebilir. Bu yüzden, küresel büyümeyi ve petrol talebini daraltabilecek tehditler varlığını sürdürdüğü sürece: “Petrol fiyatlarında düşüş sona erdi” diyemeyiz!


Hibya Haber Ajansı