Giriş Yap Arşiv Künye

AK Parti Grup Başkanı Güler: 360’a yakın imzayla teklifi Meclis’e sunduk


Ankara, 5 Ağustos (Hibya)- AK Parti (Adalet ve Kalkınma Partisi) Grup Başkanı Abdullah Güler, TBMM Başkanlığına sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne ilişkin açıklama yaptı.

Tarih: 05 Ağustos 2026 15:33:37

Vakıf Katılım

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in konuşmasından bazı satırbaşları şöyle:

“Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız Bey, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Erkan Akçay Bey ve Filiz Hocamız, AK Parti Grup Başkanvekilimiz Abdülhamit Gül Bey, Adalet Komisyonu Başkanımız Cüneyt Yüksel Bey ve milletvekili arkadaşlarımızla birlikte sizlere, biraz önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ve Genel Sekreterliğimize ilettiğimiz, ismiyle birlikte biraz sonra detaylı açıklayacağım çerçeve kanun hakkında bilgi vereceğiz.

Değerli basın mensupları, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifimiz, yürütme ve yürürlük maddeleriyle birlikte toplam 12 maddeden oluşuyor.

Biraz sonra kanunun içeriğine ve madde başlıklarına ilişkin, teklifin neler getirdiğini sizlerle paylaşacağız.

Bu sürece gelinceye kadar öncelikle teşekkürlerimizi arz etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye ve biraz sonra imza sahipleri olarak ayrıca açıklayacağımız DEM Parti Grubuna, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna, eş genel başkanlarına ve genel başkanlarına teşekkür ediyoruz.

Yine bu konuda imzalarını esirgemeyen HÜDA PAR’a, bağımsız milletvekillerimize ve Yeni Yol Grubundan bazı milletvekili arkadaşlarımıza da teşekkür ediyoruz. Toplamda yaklaşık 360 imzayla teklifimizi Meclis Başkanlığına sunduk. Elbette bundan sonra da iç tüzük kapsamında teknik olarak destek verdiklerini ve imzaladıklarını ifade edecek milletvekillerimiz olacaktır.

Süreç bu şekilde devam edecek. Adalet Komisyonu Başkanımız, kendi planlaması çerçevesinde ve İç Tüzük kapsamında 48 saat sonra, yani cuma günü saat 14.30-15.00 civarında komisyon toplantısı için gerekli davetleri yapacaktır.

Değerli basın mensupları, şimdi bu sürece nasıl geldiğimizi teknik olarak sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malumunuz, 5 Ağustos 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde, Meclis Başkanlığımızın himayesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, ilk toplantısını tam bir yıl önce gerçekleştirdi.

Komisyon, devamında yaklaşık 18 toplantı yaptı. Bu toplantılarda toplam 137 kişiyi dinledik. Başkanlar, bireysel katılımcılar, dernek başkanları, sendika başkanları, baro başkanları, koruyucu aile temsilcileri, şehit ve gazi derneklerinin başkanları, aile temsilcileri, Diyarbakır Anneleri, Barış Anneleri, değerli akademisyenler, ceza hukukçuları ve bu süreçleri akademik olarak çalışan uzman isimler komisyonda görüşlerini paylaştılar.

Toplam 137 kişinin katkısıyla gerçekten çok kıymetli fikirler ortaya konuldu.

Bunun yanı sıra İçişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız, MİT Başkanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız ve Adalet Bakanlığımız da farklı dönemlerde komisyona gelerek mevcut durum, gelişmeler ve sürece ilişkin komisyonumuzu bilgilendirdi.

Komisyonumuz nihayet şubat ayında çalışmalarını tamamladı. Hazırlanan rapor, temsilci veren siyasi parti grupları ile grubu bulunmayan siyasi partilerin temsilcileriyle yapılan uzun istişare ve müzakereler sonucunda son halini aldı. Sizlerle paylaşmak istediğim rapor, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporudur.

Rapor, 18 Şubat 2026 tarihinde ortak mutabakatla yayımlandı. İki milletvekilimizin farklı görüşleri bulunmasına rağmen büyük bir çoğunlukla kabul edildi, kamuoyuyla paylaşıldı ve internet sitesinde yayımlandı. Raporumuzun altıncı başlığında, sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri yer almaktadır. Buradaki bazı başlıkları sizlerle paylaşmak istiyorum. Komisyonun önemli görevlerinden biri, örgütün silah bırakma süreciyle birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçevenin belirlenmesidir.

Yine raporda, milli dayanışmayı ve kardeşliği pekiştirecek adımların, geniş katılımlı, temsil gücü yüksek, açık ve şeffaf bir istişare süreciyle hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Raporun 6.1 başlığında ise en kritik eşik olarak örgütün silah bırakması gösterilmektedir.

Raporda aynen şu ifade yer almaktadır:

“Süreçte en kritik eşik, PKK/KCK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bırakmasının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir.”

Yine raporda, bu tespit ve teyit sürecinin yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanıyla sınırlı kalmayacağı, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi açısından bir başlangıç noktası olacağı belirtilmektedir.

Altıncı maddenin birinci fıkrasında ise örgütün tüm unsurlarıyla silahlarını teslim etmesi ve bırakması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda bütün partiler arasında genel bir anlayış ve mutabakat bulunduğu ifade edilmektedir.

Peki, toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek yasal düzenlemelerin içeriği nasıl olacak?

Raporda aynen şu ifadeye yer verilmektedir:

“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır.”

Yine raporda, hazırlanacak kanunun; silah ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin hukuki ve siyasi zemine taşınmasını hedeflemesi gerektiği ifade edilmektedir.

Bunun yanında, doğrulama sürecinin yalnızca örgüt mensuplarının silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarının tespitiyle sınırlı olmaması gerektiği, aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı şekilde toplumla bütünleşmesini sağlayacak hedefleri de içermesi gerektiği belirtilmektedir.

Raporda ayrıca, yapılacak yasal düzenlemelerin toplumda hiçbir şekilde cezasızlık ya da af algısı oluşturmaması gerektiği özellikle vurgulanmaktadır.

Altıncı maddenin beşinci fıkrasında ise kanunla, örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını sağlayacak yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması önerilmektedir.

Kanun teklifimizde de bu hedef doğrultusunda bir çalışma ortaya konulmuştur.

Yine yürütmeye verilecek görevlerin çerçevesinin belirlenmesi, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında eş güdüm sağlanması ve sürecin etkin şekilde yürütülmesi de raporda hedeflenen hususlar arasında yer almaktadır.

Biz de bu mutabakat doğrultusunda arkadaşlarımızla birlikte metni hazırladık.

Sonuç olarak, raporun altıncı maddesinde; süreçte görev alanlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantılarına katılanlar, görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile komisyon çalışmalarında görev yapan kişilerin faaliyetlerinin yasal güvence altına alınması önerisi de yer almaktadır.

Değerli basın mensupları,

18 Şubat tarihinde kamuoyuyla paylaşılan bu raporda yer alan bütün başlıklar üzerinde uzun süredir kapsamlı bir çalışma yürütüldü. Kurumlardan görüşler alındı. Milliyetçi Hareket Partisi ile yakın çalışma içerisinde olundu. DEM Parti yetkilileriyle de rapor doğrultusunda nasıl bir kanun metni hazırlanabileceğine ilişkin yakın diyalog sürdürüldü.

Uzman arkadaşlarımızın görüşlerinden de yararlanıldı.

Geçtiğimiz hafta itibarıyla kanun teklifi olgunluk seviyesine ulaştı ve siyasi parti gruplarıyla görüşmelere başlandı.

Pazartesi gününden itibaren Mecliste grubu bulunan Yeni Yol Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, grubu bulunmayan HÜDA PAR ve diğer siyasi partilerle, raporun beklentilerini karşılayacak konu başlıkları üzerinde istişarelerde bulunuldu.

Dün ve pazartesi günü Abdülhamit Gül Bey ile birlikte parti grupları ziyaret edilerek, raporda yer alan başlıklar doğrultusunda hazırlanan kanun teklifinin içeriği kendilerine aktarıldı.

Yapılan görüşmeler sonucunda siyasi parti temsilcileri de kanun teklifine destek vereceklerini ve imza atacaklarını beyan ettiler.

Bugün de bunu huzurunuzda sizlerle paylaşmış oluyoruz. Şimdi kanun teklifimizin ayrıntılarına geçelim. Daha önce ifade ettiğim gibi, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifimiz, yürütme ve yürürlük maddeleriyle birlikte toplam 12 maddeden oluşmaktadır. Raporumuzun altıncı maddesinin birinci başlığında en kritik eşik olarak; PKK/KCK yapılanmasının silahlarını bırakması, teslim etmesi, imha etmesi ve bunun belirli bir mekanizma tarafından teyit edilmesi gösterilmektedir.

Bu doğrultuda kanun teklifimizin amaç ve kapsam bölümünde şu ifadeye yer verilmiştir:

“Bu Kanunun amacı; PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine ilişkin işlemlerin ve tasfiye süreciyle birlikte toplumsal bütünleşmeye yönelik diğer işlemlerin belirlenmesidir.”

Kanunun kapsamına ise; terör örgütünü kurma, yönetme, örgüte üye olma, bilerek ve isteyerek yardım etme, örgüt propagandası yapma suçları ile örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen suçlar ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki suçlar dâhil edilmektedir.

Raporda ayrıca, silah bırakmış, feshedilmiş ve tamamen varlığı sona ermiş örgüt mensuplarının hukuki durumuna ilişkin adil, gerçekçi ve topluma kazandırmayı esas alan bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu belirtilmektedir.

Bu doğrultuda kanun teklifimizin üçüncü maddesinde “Soruşturma ve Kovuşturmanın Ertelenmesi” başlıklı düzenleme kaleme alınmıştır.

Burada açıkça belirtilmektedir ki;

Örgütün fiili varlığına son verildiğinin Resmi Gazete’de yayımlanması koşuluyla, örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 2005 yılından önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar bu düzenlemenin dışında tutulmaktadır.

Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Kasten öldürme suçları kapsam dışındadır. Ayrıca, 2005 yılı öncesinde işlenen ve ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar nedeniyle hakkında soruşturma ya da kovuşturma yürütülen örgüt mensupları da bu düzenlemeden yararlanamayacaktır.

Bu hususun farklı yorumlanmaması gerektiğini özellikle ifade etmek isterim. Peki, diğer suçlara ilişkin düzenlemede hangi esaslar dikkate alındı? Değerli basın mensupları, bu konuda da teklifimizde yer alan bazı hususları paylaşmak isterim. Malumunuz, Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesi, etkin pişmanlık başlığını taşımaktadır. Hazırladığımız düzenlemelerin Türk Ceza Kanunu ile bütünlük içerisinde olması amacıyla bu maddeyi esas aldık.

Mevcut düzenlemenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarını sizlerle paylaşmak isterim.

İkinci fıkra şöyledir:

“Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz.”

Üçüncü fıkra ise şöyledir:

“Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde hakkında cezaya hükmolunmaz.”

Dördüncü fıkrada ise şu hüküm yer almaktadır:

“Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.”

Biz de üçüncü maddeyi kaleme alırken Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesiyle uyumlu bir yaklaşım benimsedik.

Bu kapsamda, kasten adam öldürme suçları ile 2005 yılı öncesinde işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar kapsam dışında bırakıldı. Bunun dışındaki suç tiplerinde ise, örgüt yöneticiliği, örgüt üyeliği, örgüte yardım, propaganda ve örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen diğer suçlar bakımından şu düzenleme öngörülmektedir:

15 yıla kadar hapis cezası bulunan suçlarda beş yıl, 15 yılın üzerindeki cezalar ile müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında ise on yıl infazın ertelenmesi öngörülmektedir.

Amaç, örgütün tamamen tasfiye edilmesi sonrasında bu kişilerin topluma yeniden kazandırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır. Düzenleme, adil ve hukuki belirlilik ilkesi çerçevesinde hazırlanmıştır.

Üçüncü maddeden sonra gelen dördüncü maddede ise koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalara ilişkin hükümler yer almaktadır. Halen soruşturması devam eden, kovuşturma aşamasında bulunan, istinaf veya Yargıtay incelemesinde olan çok sayıda dosya bulunmaktadır. Bu dosyalar bakımından üçüncü madde kapsamında erteleme kararı verilebilecek suçlar yönünden uygulanacak usul düzenlenmektedir.

Buna göre;

Tutuklama ve adli kontrol tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu yerdeki yetkili hâkim ya da mahkeme tarafından; dosya istinaf veya Yargıtay aşamasındaysa ilgili bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay ceza dairesince değerlendirilecek ve gerekli şartların oluşması hâlinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilebilecektir.

Yine üçüncü madde kapsamında erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili olarak istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilerek dosya ilgili yerel mahkemeye gönderilecektir.

Erteleme kararlarının uygulanmasına ilişkin beşinci maddede ise önemli bir takip sistemi öngörülmektedir. Beş ve on yıllık erteleme süresi boyunca bu kişiler özel bir takip sistemi içerisinde izlenecektir. Terörle Mücadele Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri bu konuda açık hükümler içermektedir.

Bu kişiler, erteleme süresi içerisinde yeniden terör suçlarından birini işlemeleri hâlinde, erteleme kararı kaldırılacaktır.

Buradaki temel amaç, ilgili kişilerin topluma uyum sağlaması, toplumsal bütünleşmeyi gerçekleştirmesi ve iyi bir vatandaş olarak hayatını sürdürmesidir.

Tekrar terör faaliyetlerine yönelmemeleri esastır.

Ancak yeniden suç işlemeleri hâlinde bunun yaptırımı da açık biçimde kanun metninde düzenlenmektedir.

Biraz önce soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki dosyalardan bahsettik. Peki, mahkumiyet kararı kesinleşmiş olanlar bakımından durum ne olacaktır? Bu konuda da aynı istisnalar geçerlidir.

Kasten adam öldürme suçları ile 2005 yılı öncesinde işlenmiş ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan mahkûm olanlar kapsam dışındadır.

Bunun dışında kalan ve Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesi kapsamında örgüt üyeliği, örgüt yöneticiliği, örgüte yardım veya propaganda suçlarından mahkûm olup cezasını infaz eden kişiler bakımından;

15 yıla kadar olan cezalarda beş yıl, 15 yılın üzerindeki cezalarda ise on yıl erteleme ve özel takip sistemi uygulanacaktır.

Bu kayıtlar kendi sistematiği içerisinde takip edilecektir.

Erteleme süresi içerisinde yeniden terör suçlarından birinin işlenmesi halinde infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılacak, hem mevcut soruşturma veya dava süreci devam edecek hem de verilen erteleme kararı hükümsüz hale gelecektir.

Çok önemli bir maddeye geliyoruz: Yedinci madde.

Değerli basın mensupları,

Raporda en önemli eşiğin aşıldığını ifade etmiştik. Buna göre; tehdit mekanizmasının ortadan kalkması, silahların tamamen teslim edilmesi, imha edilmesi ve örgütün tamamen tasfiye edilmesi sonrasında, raporun altıncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını sağlayacak bir mekanizmanın oluşturulması” hedefi doğrultusunda yedinci maddeyi kaleme aldık.

Bu maddeyle, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında; İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, MİT Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden oluşan bir kurul oluşturulmaktadır.

Bu kurul, belirli dönemlerde yapacağı toplantılarla süreci takip edecek, gerekli gördüğü durumlarda kamu kurum ve kuruluşlarından her türlü bilgi ve belgeyi talep edebilecektir. İhtiyaç duyulması halinde ise teknik çalışmalar yürütmek üzere alt komisyonlar oluşturabilecektir.

Amaç; örgüt mensuplarının silah bırakmasının, örgütün kendisini tamamen feshetmesinin ve sonrasında bu kişilerin topluma entegrasyonu ile toplumsal bütünleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmaları yürütmek ve bu konularda raporlar hazırlamaktır.

Bu kapsamda kurula gerekli yetkiler verilmiştir. Bunun yanında ikinci bir mekanizma olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir İzleme Komisyonu kurulacaktır. Bu komisyon, kurulun dönemsel çalışmalarını ve faaliyetlerini düzenli olarak takip edecek; gerektiğinde tavsiyelerde bulunacaktır. Komisyonun üye sayısı henüz belirlenmemiştir. Anayasa’nın 95’inci maddesi uyarınca siyasi parti gruplarının milletvekili sayıları dikkate alınarak komisyonun yapısı belirlenecektir.

Böylece hem aktif çalışabilecek hem de sürece katkı sunabilecek bir komisyon oluşturulacaktır. Sekizinci maddede ise silahların teslimi, mühimmat ve diğer malzemelere ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Milli Savunma Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı, ilgili kurumların da görüşünü alarak bu işlemlerin nerede ve nasıl gerçekleştirileceğini bir yönetmelikle belirleyecektir.

Değerli arkadaşlar, süre konusu da önemlidir. Raporumuzda da belirtildiği üzere bu düzenleme geçici ve müstakil nitelikte özel bir kanun olarak hazırlanmıştır. Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından altı aylık başvuru süresi başlayacaktır.

Başvurular ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarına yapılacaktır. Yurt dışında bulunanlar ise büyükelçilikler ve başkonsolosluklar aracılığıyla başvuruda bulunabilecektir. Raporumuzda ayrıca süreçte görev alan kişilere hukuki güvence sağlanması gerektiği de belirtilmişti.

Bu doğrultuda teklifimizin onuncu maddesinde, bu kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kamu görevlileri hakkında görevlerinden dolayı hukuki, idari veya cezai sorumluluk doğmayacağı hükme bağlanmaktadır.

On birinci madde yürürlük, on ikinci madde ise yürütmeye ilişkindir. Teknik olarak kanun teklifimiz bu şekliyle tamamlanmış bulunmaktadır. Emeği geçen bütün milletvekillerimize, uzmanlarımıza ve katkı sunan kurumlarımızdaki çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve kararlı duruşu, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin yol gösterici açıklamaları ve sürece verdikleri destek bizim için son derece kıymetli olmuştur. Kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum. DEM Parti’nin, gerek İmralı Heyeti gerekse eş genel başkanları da süreç boyunca olumlu katkılar sundular. Onlara da teşekkür ediyorum.

Elbette süreç içerisinde farklı değerlendirmeler ve olumsuz eleştiriler de oldu. Bunlar olabilir. Ancak ifade etmek isterim ki bu çalışma, uzun süren komisyon çalışmalarının ve kapsamlı istişarelerin sonucunda ortaya çıkmış bir metindir. Bugün itibarıyla ortaya koyabildiğimiz çerçeve budur. Bundan sonraki süreçte ise gerek kanunun uygulanması sırasında gerek kurulun çalışmaları kapsamında yeni ihtiyaçlar ortaya çıkabilir.

Bu nedenle kurula gerekli yetkiler verilmiştir. Tasfiye sürecinin ardından ihtiyaç duyulması hâlinde gerek adli, gerek idari, gerekse yeni yasal düzenlemeler her zaman gündeme gelebilecektir. Önümüzdeki dönemde de ihtiyaç duyulması halinde farklı alanlarda yeni yasal ve idari düzenlemeler yapılabilecektir.

Çünkü bu süreç dinamik bir yapıya sahiptir. Uluslararası konjonktürün ve bölgesel gelişmelerin de bu süreç üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle aziz milletimiz müsterih olsun.

Biz çok net bir hedef doğrultusunda hareket ediyoruz.Bu topraklarda, bu coğrafyada yalnızca ülkemizde değil, bölgemizde de kardeşliğin, barışın, huzurun ve güvenliğin sağlanması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Hibya Haber Ajansı



Piramit Menkul Kıymetler A.Ş.
Alsatal
Araba Hayali