DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, Yeni Yol Grubu’nun haftalık toplantısında yaptığı konuşmada, fon yolsuzluğu iddiaları, denetim mekanizmaları, basın özgürlüğü ve Türkiye ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandığı belirtilen savunma anlaşmasına ilişkin değerlendirmeler yaptı.
Fon yolsuzluğu iddialarıyla ilgili Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’ye seslenen Babacan, söz konusu isimlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı gelişmelerden haberdar edip etmediğini sordu.
Babacan, üç ismin de fonlardaki manipülasyon iddialarından haberdar olduklarına ilişkin açıklamalar yaptığını belirterek, “Cumhurbaşkanı’nın bu işlerden haberi var mıydı, yok muydu?” sorusunu yöneltti.
Cumhurbaşkanı’nın bilgilendirilmiş olması durumunda gerekli adımların atılıp atılmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini savunan Babacan, Erdoğan’ın haberdar edilmemiş olması durumunda ise devlet yönetimi açısından ciddi bir sorun bulunduğunu ifade etti.
Fon yolsuzluğu iddialarının aydınlatılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Babacan, komisyon aracılığıyla olayın tüm yönleriyle ve şeffaf biçimde ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
Babacan, “Eğer bu fon dolandırıcılığı açığa çıksın, gerçekten suçu olan hesap versin, kirli olan, temiz olan ayıklansın istiyorsanız bunun şu andaki şartlardaki yolu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir araştırma komisyonu kurulmasıdır.” ifadelerini kullandı.
Denetim ve gözetimden sorumlu kurumların milyarlarca dolarlık olduğu öne sürülen dolandırıcılık iddialarını nasıl tespit edemediğinin de açıklanmasını isteyen Babacan, bu kurumların görevlerini yerine getirmesini engelleyen bir durum olup olmadığını sorguladı.
Babacan, fon yolsuzluğu iddialarında adı geçen kişilerin kim olduğuna bakılmaksızın soruşturulması ve suçluluğu tespit edilenlerin hesap vermesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, iddiaların ardından kamuoyunda oluşan tepkilere işaret ederek yolsuzlukla mücadelede ortak bir irade oluştuğunu savundu.
Yolsuzlukla mücadelenin yalnızca kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasını önlemekle sınırlı olmadığını belirten Babacan, kamu gücünün belirli kişi veya gruplara çıkar sağlamak amacıyla kullanılmasının da yolsuzluk kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İktidara ve muhalefete çağrıda bulunan Babacan, Avrupa Birliği kamu ihale mevzuatının Türkiye’de uygulanmasını ve imar rantlarına ilişkin yasal düzenleme yapılmasını önerdi.
Babacan, Türkiye’nin imza attığı yolsuzlukla mücadele anlaşması kapsamında atılması gerektiğini söylediği adımların tamamlanmasını isteyerek, yolsuzlukların meydana geldikten sonra değil, önceden engellenmesine yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.
Konuşmasında basın özgürlüğüne de değinen Babacan, fon yolsuzluğu iddialarının daha önce haberleştirilebilmesi durumunda sürecin daha erken aydınlatılabileceğini savundu.
Babacan, iddiaları haberleştiren gazeteciler ve medya kuruluşları hakkında yürütülen işlemleri eleştirerek, “Gazetecileri susturarak gerçeği ortadan kaldıramazsınız. Televizyonları, haber sitelerini, sosyal medya hesaplarını kapatarak hakikati değiştiremezsiniz.” dedi.
Basının kamuoyunu bilgilendirme ve yolsuzluk iddialarını ortaya çıkarma işlevine dikkati çeken Babacan, gazetecilerin görevlerini özgürce yerine getirebilmesi gerektiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın fon yolsuzluğu iddiaları kapsamında kullandığı “lekelenmeme hakkı” ifadesini de değerlendiren Babacan, bu hakkın yalnızca belirli kişiler için değil, herkes için geçerli olması gerektiğini söyledi. Babacan, hiç kimsenin suçu kesinleşmeden peşinen suçlu ilan edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Babacan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandığı belirtilen savunma anlaşmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Anlaşmanın metninin kamuoyuyla paylaşılmadığını söyleyen Babacan, düzenlemenin hangi ihtiyaca dayandığının ve hangi tehdide karşı hazırlandığının açıklanmasını istedi.
Babacan, anlaşmanın TBMM’ye sunulması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin olası bir bölgesel çatışmada nasıl bir konum üstleneceğine ilişkin sorular yöneltti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında yaptığı açıklamaya da değinen Babacan, anlaşmanın Türkiye’ye ve İslam ülkelerine ne sağlayacağının ortaya konulması gerektiğini kaydetti.
Türkiye’deki ekonomik gelişmelerin güven ve yatırım ortamıyla doğrudan bağlantılı olduğunu savunan Babacan, sermaye piyasalarına duyulan güvenin zedelenmesinin ekonomik büyüme, yatırım ve ihracat hedeflerini olumsuz etkileyebileceğini
Hibya Haber Ajansı




