CGTN muhabiri Cao Beidan, Çin’in kuzeybatısında yer alan Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin güneydoğusundaki Bayingolin Moğol Özerk İli Müzesi’nde, bir vitrinde 22,5 santim uzunluğunda ve 8 santim genişliğinde zarif bir çift kadın ayakkabı sergilendiğini aktardı.
Yaklaşık iki bin yıl öncesine, Doğu Han Hanedanlığı (25-220) dönemine ait olan bu eserin, üzerine anka kuşu anlamındaki Çince karakter “Feng”deseni olan brokar bir çift kadın ayakkabısı olduğu belirten Cao Beidan "2001 yılında Lopnur ilçesinin çöl kıyısındaki bir mezardan çıkarılan bu değerli kültürel miras, adeta tesadüfen açılmış bir 'zaman kapsülü' gibidir. Söz konusu ayakkabı, izleyicilere İpek Yolu güzergâhındaki kültürel etkileşimin canlı bir hikayesini anlatırken, Çin uygarlığının çoğulcu yapısını ve bütünlüğünü de gözler önüne seriyor." dedi.
Cao Beidan, yakından incelendiğinde, zaman ve mekanı aşan bu çift ayakkabının etkileyici izinin hala hissedilebilir olduğunu vurgularken "Ayakkabının burun kısmındaki 'Feng' karakteri, yaklaşık iki bin yılda rüzgar ve kumun aşınmasına rağmen canlılığını korumaktadır. Bu eser yalnızca kullanışlı bir nesne değil; aynı zamanda eski zamandan zanaatkarların titiz emeğini yansıtan bir sanat yapıtıdır." ifadelerini kullandı.
Dokuma tekniği açısından değerlendirildiğinde, ayakkabının üst kısmının düz dokuma tekniğiyle örüldüğünü dile getiren Cao Beidan, şunları kaydetti:
"Her santimetrekarede 32 çözgü ve 12 atkı ipliği bulunmaktadır. Bu denli sofistike bir yapı, günümüzün yüksek kaliteli kumaşlarıyla dahi karşılaştırılabilecek düzeydedir. Doğu Han döneminde teknolojik imkanlar sınırlı olmasına rağmen, zanaatkarların yalnızca el emeğiyle böylesine hassas ve dayanıklı kumaşlar üretmeleri, üst ve tabanı sağlam biçimde birleştirmeleri, işçiliklerinin ulaştığı olağanüstü seviyeyi ortaya koymuştur. Bayingolin Moğol Özerk İli Müzesi Başkanı Chun Xuefeng, 'Bu çift ayakkabının kalitesi adeta bir mucize' diyerek, üst ve tabanın birleştirilme tekniğinin göründüğünden çok daha zahmetli olduğunu vurguladı. Ayakkabının günümüze kadar sağlam biçimde ulaşmasının yalnızca Xinjiang’a özgü kuru iklim koşullarıyla değil, aynı zamanda o dönemin gelişmiş ayakkabıcılık ve dokuma becerileriyle de doğrudan ilişkili olduğunu belirtmektedir."
Ayakkabının burun kısmına nakışla işlenmiş “Feng” karakterinin, sahibinin kimliğine dair önemli bir ipucu sunduğuna değinenen Cao Beidan, "Geleneksel Çin kültüründe anka kuşu; asalet, uğur ve güzelliğin simgesidir. Hiyerarşik yapıya sahip Doğu Han toplumunda bu tür sembollerin kullanımı sınırlıydı; dolayısıyla bu ayakkabının sıradan birine ait olması pek mümkün değildir. Uzmanlar, eserin sahibinin büyük olasılıkla Batı Bölgeleri’nde yaşayan soylu bir aileye mensup bir kadın olduğunu düşünmektedir." açıklamasını yaptı.
Cao Beidan, bu ayakkabının yalnızca günlük bir kullanım eşyası değil, aynı zamanda bir statü göstergesi olduğunun altını çizerek "Gövdesinin dengeli oranlarından ayağa uyum sağlayan tasarımına kadar her ayrıntı, dönemin estetik anlayışını ve yaşam kalitesine verilen önemi yansıtmıştır. Eserin varlığı, Doğu Han döneminde Batı Bölgeleri’ndeki el sanatlarının yüksek bir gelişmişlik düzeyine ulaştığını ve MerkeziOvalar’ın estetik ve kültürel etkisi altında şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur." ifadelerini kullandı.
Chun Xuefeng’e göre, “Feng” motifinin Orta Ovalar’dan kaynaklanıp Batı Bölgeleri’nde günlük yaşama dahil olmasının, İpek Yolu üzerindeki uygarlıklar arasında gerçekleşen etkileşim ve karşılıklı öğrenmenin somut bir göstergesi olduğuna dikkat çeken Cao Beidan, şu ifadelerine yer verdi:
"Bu durum, Doğu Han döneminde Orta Ovalar ile Batı Bölgeleri arasında derin bir kültürel kaynaşma yaşandığını ortaya koymuştur. Merkezi Ovalar’ın dokuma teknikleri ve estetik anlayışı İpek Yolu boyunca batıya yayılmış, yerel kültürlerle birleşerek özgün bir bölgesel kültürün doğmasına katkı sağlamıştır. Bu kadın ayakkabısı da yalnızca geçmişin zanaatkarlık becerisini değil, aynı zamanda Çin kültürünün sürekliliğini ve dinamizmini temsil etmektedir. Xinjiang’daki tüm etnik grupların kültürleri, Çin kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Bu ayakkabı, farklı etnik toplulukların birlikte büyük bir ortak medeniyet inşa etmesinin ve uzun süreli etkileşimler sonucunda zengin bir kültürel miras oluşturmasının tarihsel bir tanığıdır. Sessizce varlığını sürdüren bu eser, zaman ve mekân ne kadar değişirse değişsin, Çin uygarlığının çoğulculuk ve birlik anlayışının tarih boyunca kök saldığını hatırlatıyor."
Cao Beidan, yaklaşık iki bin yıl önce Batı Bölgeleri’nde kadınların, “Feng”motifli bu tür brokar ayakkabıları giyerek, deve çanlarının yankılandığı İpek Yolu’nda yürüdüğünü hatırlatarak "Zamanı aşarak günümüze ulaşan bu çift ayakkabısı, yalnızca geçmişin refahına ve kültürel bütünlüğüne tanıklık etmekle kalmayıp; aynı zamanda günümüz insanına, moda trendlerini takip ederken köklü kültürel mirastan doğan özgüveni de hatırlatıyor." dedi.
Hibya Haber Ajansı





