İmralı: Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor
Ankara, 27 Şubat (Hibya) - Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın PKK’ye fesih çağrısı yaptığı 27 Şubat 2025 tarihinin yıl dönümünde paylaştığı mesaj, TBMM Başkanvekili ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan tarafından okundu.

Tarih: 27 Şubat 2026 12:12:35
TBMM Başkanvekili ve DEM Parti Van Milletvekili Buldan, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın mesajını okudu.
Öcalan’ın mesajında şu ifadeler yer aldı:
“27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde, silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır. Bir ilke bütünlüğüdür.
Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır.
Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil, zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda Cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı.
Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygı ve özlemle anıyorum.
Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız, bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine, kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır.
İnkarı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı, kural kılmaya çalışmaktır. Son 200 yılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor.
Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkan yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz. Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapıtaşlarıdır.
Pozitif aşama, zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç, herhangi bir kurumu, yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir.
Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin, demokratik dönüşüme duyarlı olması oldukça önemlidir.
Demokratik entegrasyon, en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yönetimleri alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin bir hukukun tesisini öngörür.
Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi, demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma, alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var.
Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil, devlete bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilmediği gibi milliyet de edilmemelidir.
Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi, dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. Günümüzdeki hiçbir düşünce sistemi, demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir. Demokrasi er ya da geç kalıcı olarak olandır. Çağrımız, sadece Türkiye’de değil, Orta Doğu’da bir arada yaşama sorunu ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor.”
Hibya Haber AjansıHaber Akışı




