CCTV haberine göre; İranlı siyasi analist Puyan Khoughchesm, 14 Temmuz 2015'te İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı'nın (JCPOA) 11. yılı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, anlaşmanın ABD tarafından hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanmasının hedeflenmediğini ileri sürdü.
Yaklaşık iki yıl süren müzakerelerin ardından imzalanan JCPOA, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmasını, santrifüj sayısını azaltmasını ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) daha kapsamlı denetimlerini kabul etmesini öngörürken, buna karşılık ülkeye yönelik bazı uluslararası yaptırımların kaldırılmasını içeriyordu.
Khoughchesm, anlaşmanın ardından İran'da yaptırımların hafiflemesi, ekonominin canlanması ve uluslararası toplumla ekonomik ilişkilerin normalleşeceği yönünde beklentiler oluştuğunu belirterek, "İran'da bazı kesimler Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile anlaşma yoluyla sorunların çözülebileceğine inanıyordu. Ancak süreç sonunda Washington'un asıl hedefinin İran'ı çevrelemek olduğu ortaya çıktı." ifadelerini kullandı.
Ocak 2016'da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın İran'ın anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini doğrulamasının ardından ABD ve Avrupa Birliği bazı yaptırımları kaldırmış, anlaşma uygulama aşamasına geçmişti.
Ancak süreç, ABD Başkanı Donald Trump'ın Mayıs 2018'de ülkesini JCPOA'dan tek taraflı olarak çektiğini açıklamasıyla yeni bir döneme girdi. Washington, İran'ın petrol ihracatı ve finans sektörü başta olmak üzere birçok alanda yaptırımları yeniden yürürlüğe koyarak "azami baskı" politikasını uygulamaya başladı.
İran ise ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin iki ülke arasındaki güveni ciddi şekilde zedelediğini savunurken, 2019 yılından itibaren nükleer anlaşma kapsamındaki bazı taahhütlerini kademeli olarak askıya aldı. Tahran yönetimi bu adımların, ABD'nin yaptırımları yeniden uygulamaya koymasına karşılık atıldığını açıkladı.
Khoughchesm, Batılı ülkelerin anlaşma kapsamındaki yaptırımları kaldırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini öne sürerek, bunun İran kamuoyunda ABD'ye yönelik güveni büyük ölçüde azalttığını ifade etti.
Analist ayrıca, İran ile ABD arasındaki anlaşmazlığın yalnızca nükleer programdan kaynaklanmadığını savunarak, asıl meselenin İran'ın bölgesel konumu olduğunu iddia etti.
Khoughchesm, Washington'un bağımsız ve bölgesel etkisi yüksek bir İran'ı kabul etmek istemediğini öne sürerken, son dönemde yaşanan gelişmelerin İran toplumunda bu görüşü daha da güçlendirdiğini söyledi.
Hibya Haber Ajansı


