Çanakkale Muharebeleri konusunda çalışmalar yapan emekli Albay Şaban Murat Armutak, HİBYA muhabirine yaptığı açıklamada, yüzyıllardan beri muharebelerde kullanılan yanıcı ya da patlayıcı maddeleri, yüksek bir mermi yoluyla fırlatabilen özel bir top türü olan havanın, 1. Dünya Savaşı'nın önemli bir özelliği olan, siper savaşının çözümsüzlüğü içinde muharebenin en önemli silahlarından biri haline geldiğine işaret etti.
Havanın, piyadeyi desteklemek amacıyla kullanılan ve hedefe yüksek bir yay çizerek mermi atabilen kısa menzilli bir silah olduğunu anımsatan Armutak, 1. Dünya Savaşı'ndan bir süre önce, modası geçmiş kabul edilmekle birlikte, bazı orduların savaş başladıktan bir süre sonra havanın, siperlerin arkasına sığınmış düşman askerini vurmak için ideal bir silah olduğunu fark ettiğini, Almanya, Fransa ve İngiltere'nin başta gelen havan üreticileri olduğunu ve değişik tasarımlı havan toplarını müttefiklerine sattığını söyledi.

Kerevizdere Muharebeleri'nde bol miktarda kullanıldı
Armutak, siper havanının, Çanakkale Muharebeleri'nde daha çok Fransızlar tarafından kullanıldığını, İngilizlerin ise savaşın ortalarına doğru Japonya'dan getirtilen siper havanlarından faydalandığını, Fransızların özellikle Kerevizdere Muharebeleri'nde Türk direnişini kırmak, mevzi içindeki askeri etkisiz hale getirmek için bol miktarda havan mermisi fırlattığını bildirdi.
Kurmay Binbaşı Kadri Ener'in, ''Çanakkale'den Hatıralar'' adlı eserinde, ''kara kedi'' konusuna değindiğini belirten Armutak, Ener'in şunları kaleme aldığını aktardı:
''Yakın siper muharebelerinden lağım patlatıldığı yerde hasıl olan büyük çukuru, iki Fransız subayının idare ettiği ve Senegalli zenciden sureti mahsusada yetiştirilmiş 40-50 kişilik bir muharebe grubuyla işgal ettiler. Kahraman 55. Alay'ın yaptığı süngü hücumuyla, gelenlerin kısmı azamı imha edildi. Sona kalanları esir alındı. Fakat Fransızlar bütün bu alayın siperlerini, askerlerimizin 'kara kedi' ismini verdiği, kara torpilleriyle bombardıman ettiler. Yaralı olarak elimize düşen bir Fransız subayı, havadan tepemize doğru inen kara torpillerini gördükçe bunları icat eden Fransız mühendisini lanetle yad ediyordu. Çünkü her düştüğü yerde canlı adam bırakmıyordu.''

''Kara kedi'' korkunç etki bıraktı
Emekli Albay Şaban Murat Armutak, ''kara kedi''nin, Fransızların kullandığı Duchene-Dumezil sistemiyle yapılan, Crapouillaut (Küçük Kurbağa) olarak andığı, 58 milimetrelik siper havanın mermisi olduğunu ifade ederek, ''Bu havanlarının attığı büyük mermiler, çıkardıkları ses ve yaptıkları tahribatla maddi ve manevi bakımdan korkunç etki yapmıştı. Türk resmi tarihinde 83 rakımlı tepe, Fransızların 3. Kerevizdere Muharebesi'nin (21-22 Haziran 1915) planlamasında, 650 yarda (91.44 santime eşit uzunluk birimi) genişliğindeki taarruz cephesiyle saldıracaktı.
Bu taarruzu himaye için, yedi batarya 75 milimetrelik sahra, iki batarya 55 milimetrelik obüs, 16 siper havanı ve 7 Britanya obüs topu kullanılmış olup, taarruz cephesinin her 10 yardasına bir top düşmekteydi.'' diye konuştu.

Bu taarruzda Fransızların 650 yarda genişliğindeki taarruz cephesinde kullandığı mermi miktarının toplamının 32 bin 50, bunun içinde siper havanı mermisi sayısının ise 700 olduğunun anlatan Armutak, şöyle devam etti:
''Bu bombardıman sonucu Türklerin birinci hat siperleri tamamlıyla dümdüz olmuş, canlı kimse kalmamıştı. Topçu ateşi ileri kaydırılıp, Fransızlar ilerlemeye başlamış ve kısa zamanda az zayiatla Türklerin ikinci hat siperlerine, Le Haricot (Fasulye) adını verdikleri bölgeye kadar ilerlemişlerdi. Türk birinci hat siperlerindeki tahribat o kadar büyüktü ki burayı işgal eden Fransızları bile saklayamamıştı. Türklerin ikinci hat siperlerinden gelen ateşleri dolayısıyla zayiat vermeye başlamış, sonunda Türk mevzilerinde tutunamayıp, eski hattına geri çekilmek zorunda kalmıştı. İki gün devam eden muharebelerin sonucunda Haricot mevzileri Fransızların elinde kalmıştı.''
Armutak, Koleksiyoner Uğural Vanthoft'un, ''Japonlar, Çanakkale Savaşı'nı İstanbul'dan Casuslarıyla İzliyordu'' isimli makalesinde, İngilizlerin, ''Fransız kara kedileri''nin siper savaşındaki etkisini görünce, ona benzer şöhretiyle tanınan siper havanlarını satın alma isteğini Japonya'ya ilettiğini, ancak dünyayı ateşe boğan bu savaşa o günlerde pek bulaşmak istemeyen Japonya'nın Çanakkale'ye Osaka fabrikalarında üretilen 75 milimetre hafif siper havanlarından çok az sayıda yollayabildiğini, bunlardan çıkan kullanım talimatlarının Japonca olduğundan bir süre atıl kaldığını, Anzak'lar tarafından ''Capaniz'' (Japanese) olarak adlandırılan bu havanlardan 4 tanesinin, özellikle taarruz öncesi siperlerde bekleyen Türk askerini yerlerinden etmek maksadıyla kullanıldığını anlattığını kaydetti.
Askeri en çok rahatsız eden mermi, ''kara kediler'' oldu
Çanakkale Cephesi'nde 42. Alay Komutanı olarak görev alan Ahmet Diriker'in, ''42. Alay Gelibolu 1915'' adlı eserinde, Türk resmi yazışmalarında ''torpil veya kara torpili'' olarak geçen ''kara kediler''in siperin içindeki askeri en çok rahatsız eden mermi olduğundan, daima dikkat edilmesi gerektiği bilgisini verdiğini dile getiren Armutak, Diriker'in, ''Türk topçusu bu silahın yerini kestirip, ateş altına almak için uğraşmıştı. 25 Ekim'de Fransızlar diğer günlere göre daha fazla top, torpil ve bomba kullanmış, 720 top, 52 torpil, 24 misketli bomba ve çok sayıda el bombası atmıştı. Torpillerden biri sığınağa, ikisi de barut ve cephanelerin bulunduğu mahallere isabet etmiş, 4 asker şehit, 11 asker yaralanmıştı.'' ifadesini kullandığını kaydetti.
Armutak, 42. Alay Komutanı Binbaşı Ahmet Nuri Bey'in, savaş sırasında tümen komutanlığına yazı yazdığını, siper havanlarının bulunduğu yeri tahmini olarak bildirerek, topçuların ateş altına almasını istediğini bildirdi.

Düşmanın hesapsız mermi harcamasının Türk komuta kademeleri arasındaki raporlarda da sıkça belirtildiğine işaret eden Armutak, Güney Grubu'nun sol tarafında Fransızların taarruzunu karşılayan 12. Tümen Komutanı Yarbay Selahattin Adil Bey'in, 8 Haziran'da Güney Grup Komutanlığı'na düşmanın muharebe yöntemini rapor ederken, Fransızlardan şöyle bahsettiğini aktardı:
''Taarruzlarını evvela güzelce hazırlarlar. Taarruza başlamadan birkaç gün önce topçusu siper ve gerilerimizi ateş altına alarak mesafelerini saptarlar. Taarruz günü karadaki bütün topçusuyla avcı siperlerimizi ve gerideki direnek ve ihtiyat mevzilerimizi şiddetli ateş altına alarak yıkma ve kayıp verdirmeye son derecede çabalar. Bunu elde etmek için cephaneyi bolcasına harcarlar. Topçusunun süratli ateş açması, ateş toplaması öğülmeye değer.''
Armutak, Fransızların taarruz öncesi bu kadar çok mermi harcaması sonucunda ''artık Türk mevzilerinde canlı kimse kalmamıştır'' düşüncesiyle başladığı ileri harekatta daima hedeflerine varamadan durdurulduğunu, Türk komutanların da bazen akıl sır erdiremedikleri hadiseler yaşadığını, tam ''cephe çöktü'' denildiği sırada Mehmetçiğin birden coşup, inanılmaz bir cesaret ve atılganlıkla düşmanına saldırdığının sıkça görülen olaylar arasında yer aldığını sözlerine ekledi.
Hibya Haber Ajansı





