Cumhurbaşkanlığı adaylığının kişisel bir makam hedefi olmadığını belirten Aydın, siyasete giriş gerekçelerinin Türkiye’de uzun süredir devam eden sorunlara çözüm üretme isteği olduğunu söyledi.
Aydın, “Biz cumhurbaşkanı adayı olma hevesiyle ortaya çıkmış bir siyasi yapı değiliz. Aman biz cumhurbaşkanı olalım, bu işin lezzetine, tadına bakalım gibi nefsi duygularla, kişisel hesaplarla bizim cumhurbaşkanlığı noktasında bir hesabımız yok” dedi.
Türkiye’nin uzun yıllardır çözülemeyen sorunlarının kendilerini siyasete yönlendirdiğini ifade eden Aydın, “Ülkenin yüzyıllık yönetiminde görmüş olduğumuz aksaklıklar ve bu aksaklıkların bir türlü düzelememiş olması, sıkıntıların ve problemlerin çözülmeden artarak daha karmaşık hale gelmesi bizi siyasete itti” diye konuştu.
Türkiye’deki temel sorunların çözümünün sanıldığı kadar karmaşık olmadığını savunan Aydın, yönetimde adalet ve erdem vurgusu yaptı.
“Bu problemler aslında öyle büyük problemler değildir. Çözülmesi zor, karmaşık problemler değildir. Bunun için filozof olmanız gerekmiyor. Sadece erdemli olmanız yeterli. Yöneticilerin adil olması yeterli” ifadelerini kullandı.
Aydın, geçmiş yönetim anlayışlarında sorunların kaynağının vatandaş olarak gösterildiğini savunarak, “Ülkedeki yokluğun, açlığın, adaletsizliğin ve geri kalmışlığın problemi olarak ülkeyi yönetenler hep vatandaşı gösterdiler. Vatandaşı terbiye etmeye kalktılar” dedi.
Vergi politikaları ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin eleştirilerde bulunan Aydın, “Sanki ülkenin parasını, vergilerini vatandaş çarçur ediyor. Cengiz Holding’in vergisini vatandaş harcadı. Batık kredileri vatandaş verdi. Yanlış yatırımları vatandaş yaptı gibi bir anlayış oluşturuldu” sözlerini aktardı.
Aydın, Türkiye’de siyasetin uzun yıllardır kimlikler ve değerler üzerinden şekillendiğini ileri sürdü.
“Din üzerinden siyaset yapmak fikir üretmeyi gerektirmedi. Cami, mescit, mezhep üzerinden siyaset yaptılar. Bir kısmı milliyetçilik, vatan ve bayrak söylemleri üzerine yaslandı. Ama ülkenin ekonomisi, dış politikası, işsizliği ve sorunlarıyla ilgili çözüm ortaya koymadılar” dedi.
Siyasette çözüm üretmenin zor olduğunu belirten Aydın, “Fikir üretmek dünyanın en zor işidir. Çözüm üretmek dünyanın en zor işidir. Bir de elinizde imkan varken çalmamak zor iştir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’deki sistemin yanlış uygulamalara zemin hazırladığını öne süren Aydın, “Türkiye’de sistem hırsızı, hırsızın sırtını sıvazlayan bir sistem. Hırsızı teşvik ediyor, ödüllendiriyor. Namuslu adamı, doğru adamı cezalandırıyor” diye konuştu.
Vatandaşın siyasi süreçlere karşı güvensiz hale geldiğini belirten Aydın, bunun geçmişte yaşanan deneyimlerle ilişkili olduğunu söyledi.
“Vatandaş buna niye itiraz etmedi? Kendi oyuyla iktidara geçirdiği adamın yolsuzluğunu gördü ama sustu. Bunun sebebi korkuyu ve susmayı öğrenmesidir” dedi.
Devletin vatandaşın kimliğine, inancına veya yaşam biçimine göre yaklaşmaması gerektiğini ifade eden Aydın, şöyle konuştu:
“Vatandaşın itiraz ettiği şey şuydu: Sen bana adil bir yönetim ol. Benim cebimdeki parayı artır. Çocuklarıma iyi bir eğitim ver. Senin derdin benim Alevi olmam, Sünni olmam, dilimin nasıl olduğu, kültürümün nasıl olduğu olmamalı.”
Türkiye’de gençlerin ve nitelikli insanların yurt dışına yönelmesini değerlendiren Aydın, bunun temel nedeninin gelecek kaygısı olduğunu söyledi.
İnsanların kendilerini güvende hissetmediğini savunan Aydın, “Bir insanın huzurlu olabilmesi için kendini güvende hissetmesi gerekir. Bu ülkede bireyler gelecekle ilgili kendini güvende hissetmiyor” dedi.
Gençlerin eğitim aldıkları mesleklerde çalışma ve geçim sağlama konusunda endişe yaşadığını ifade eden Aydın, ekonomik kaygıların ve adalet duygusundaki zedelenmenin toplumsal psikolojiyi etkilediğini savundu.
1960’lı yıllardaki işçi göçüne de değinen Aydın, “O zaman da insanlar Avrupa’ya gitti. Bugün de gidiyorlar. Ancak bugün işçi göçünden ziyade nitelikli insan göçü yaşanıyor” dedi.
Nitelikli insan kaybının ülkenin gelişimini olumsuz etkilediğini belirten Aydın, “Mühendisiniz, doktorunuz, ülkeyi kalkındıracak insan gücünüz başka ülkelerde çalışıyor” ifadelerini kullandı.
Karar Partisi Genel Başkanı Yaşar Aydın, Türkiye’de devam eden yeni anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, anayasanın temel görevinin vatandaşın haklarını korumak olduğunu söyledi.
Anayasanın “milletin sığınacağı son liman” olduğunu ifade eden Aydın, devlet gücünü elinde bulunduran iktidarların vatandaşa karşı sınırlandırılması gerektiğini belirtti.
Aydın, “Anayasanın görevi şudur; devletin bütün imkanlarını elinde bulunduran iktidarlar, askeri, kolluk kuvvetlerini, maliyeyi, adalet mekanizmasını kullanarak vatandaşa zulmetmeye kalktığı zaman devreye girer. Vatandaşın yanında duracak merkez anayasa olmalıdır” dedi.
Mevcut siyasi yapının yeni anayasa yapma konusunda toplumsal güven sorunu yaşadığını savunan Aydın, “Vatandaşın ‘elim kırılsaydı oy vermeseydim’ dediği, çaresizlikten oy verdiği bir siyasi yapı, ruhen ve sosyolojik olarak anayasa yapma yetkisine sahip değildir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu belirten Aydın, “Askeri cuntanın yapmış olduğu anayasa kabul edilemez. Ancak vatandaşın yıllardır yaşadığı sorunları çözemeyen, adaletsizliklerin ve mağduriyetlerin yaşandığı bir anlayışın yapacağı anayasa da kabul edilemez” diye konuştu.
Aydın, anayasanın temelinde insan onurunun bulunması gerektiğini belirterek, “Devlet kendini insan onuru üzerine yeniden tanımlamak zorunda” dedi.
Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması için eğitim ve teknoloji politikalarına ilişkin görüşlerini paylaşan Aydın, eğitimin temel amacının bireyin yeteneklerini ortaya çıkarmak olması gerektiğini söyledi.
“Eğitimin esas amacı bireyin içindeki cevheri ortaya çıkarabilmektir” diyen Aydın, mevcut eğitim sisteminin ezbere dayalı olduğunu savundu.
Aydın, “Programı, müfredatı, bütün sistemi bunun üzerine kurmalısınız. Yapay zekayı da, bilimi de, felsefeyi de, sanatı da çok başka yerlere taşırsınız. Birey kendini ifade edecek, sorgulayacak ve yeni fikirler ortaya koyacak” ifadelerini kullandı.
Çocukların düşünme ve sorgulama becerisinin desteklenmesi gerektiğini belirten Aydın, “Eğitim çocuğun içindeki cevheri nasıl ortaya çıkaracağı ile ilgili bir mekanizma oluşturmalı. Çocuğun düşüncesine ket vurmamalı” dedi.
Yapay zeka teknolojilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aydın, bu alanın tehdit olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Yapay zekanın insan hayatını kolaylaştıran bir teknoloji olduğunu ifade eden Aydın, “Yapay zekaya savaş açılması gerektiği fikri bana çok bayağı ve saçma geliyor. Bilim insanı insan hayatını kolaylaştırıyor” dedi.
Türkiye’nin yapay zeka ve dijital teknolojiler konusunda yatırım yapması gerektiğini belirten Aydın, “Yapay zeka teşvik edilmeli, Türkiye’nin bilimle ve teknolojiyle ilgili gelişimi desteklenmeli” diye konuştu.
Aydın, Türkiye’nin gelişimi için devlet yönetiminde liyakatın esas alınması gerektiğini söyledi.
Tarih boyunca güçlü devletlerin ortak özelliğinin adalet ve liyakat olduğunu ifade eden Aydın, Roma, Mısır, Pers, Bizans ve Osmanlı örnekleri üzerinden değerlendirmelerde bulundu.
Aydın, “Bu devletlerin tamamının gücünün zirvesinde olduğu dönemlerde adalet hükmetmiş, liyakatli insanlar iş başına getirilmiştir. Üretim artmış, sanat gelişmiş, bilim gelişmiş, felsefe gelişmiştir” dedi.
Devletlerin zayıflama nedenlerinin de adaletten uzaklaşmak ve liyakatsiz yönetimler olduğunu savunan Aydın, “Sorun çok net, çözüm de çok net. Adalet ve liyakat” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de vatandaşın hem iktidara hem muhalefete yönelik güven sorunu yaşadığını savunan Aydın, bunun sandığa ilgiyi de etkilediğini söyledi.
Aydın, “Toplum iktidara ve muhalefete inancını ve güvenini yitirdi. Sandığa güvenini yitirdi. Vatandaşın yaşadığı travma budur” dedi.
Siyasette çifte standardın güven kaybına neden olduğunu ileri süren Aydın, “Kendi tarafının yanlışına sessiz kalıp karşı tarafın yanlışına tepki göstermek doğru değildir. Hırsızlığa tamamen karşı olacaksınız, zalimin de karşısında olacaksınız” diye konuştu.
Siyasette temel ilkenin insan merkezli olması gerektiğini ifade eden Aydın, “Mazlumun dini olmaz, mezhebi olmaz, kültürü olmaz. Adı üzerinde mazlumdur. Zalimin de dini, mezhebi olmaz” dedi.
Devletin tüm vatandaşlara eşit mesafede durması gerektiğini belirten Aydın, “Türkün, Kürdün, Alevinin, Sünninin, herkesin kendisini değerli hissettiği bir devlet anlayışı oluşturulmalı” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı olması halinde ilk imzalayacağı kararın ne olacağı sorusuna yanıt veren Yaşar Aydın, geçmişte idam edilen ve mağduriyet yaşayan kişilerle ilgili bir düzenleme yapacağını söyledi.
Aydın, şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkede idam edilmiş çocuklardan özür dilerim. Bununla ilgili bir yasa çıkartırım. Bu ülke için daha iyi günler görsün diye, bu ülkenin çocukları huzurlu günler görsün diye, bu ülkede adalet olsun diye, zulüm olmasın diye; zulmü yapanlara, adaletsizlik yapanlara, bu ülkenin parasını zimmetine geçirenlere itiraz ettiği için, eleştirdiği için işkence görenlerden, bu şekilde aklını yitirenlerden, idam olanlardan özür dilerim. Devlet olarak sizi iyi anlayamadık derim. İlk yapacağım şey bu olur.”




