Giriş Yap Arşiv Künye

Katar: ABD ve İran’ı yeniden müzakere masasına döndürmek için diplomatik çabalar sürüyor


Doha, 25 Ağustos (Hibya) - Katar, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlatılması ve bölgedeki gerilimin azaltılması amacıyla diplomatik girişimlerini sürdürüyor. 

Tarih: 25 Ağustos 2026 18:52:52

Katar, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlatılması ve bölgedeki gerilimin azaltılması amacıyla diplomatik girişimlerini sürdürüyor. 

Katar Başbakan Danışmanı ve Dışişleri Bakanlığı Resmi Sözcüsü Dr. Majed bin Mohammed Al Ansari, Doha’da düzenlenen haftalık basın brifinginde bölgesel gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Al Ansari, Katar’ın krizin başlangıcından bu yana ABD ile İran arasında yeniden müzakere yoluna dönülmesini teşvik etmek amacıyla çeşitli taraflarla bölgesel temaslarını ve diplomatik çabalarını sürdürdüğünü belirtti. Katar’ın başından beri herhangi bir tırmanmanın yalnızca bölgeyi değil, küresel ekonomiyi de olumsuz etkileyeceği konusunda uyarıda bulunduğunu ifade eden Al Ansari, Doha’nın diplomatik çözümleri destekleme ve gerilimi azaltma yönündeki çalışmalarına devam edeceğini söyledi.

ABD’nin İran’a yönelik ekonomik yaptırımlarıyla ilgili açıklamaları da değerlendiren Al Ansari, Katar ve bölge ülkelerinin savaşın ve bölgesel tırmanmanın ekonomik sonuçları konusunda ilk günden itibaren uyarılarda bulunduğunu dile getirdi.

Katar açısından önceliğin Hürmüz Boğazı’nda normal seyrüseferin yeniden sağlanması, küresel enerji ve gıda güvenliğinin korunması ve tedarik zincirlerinin güvence altına alınması olduğunu belirten Al Ansari, bu hedeflere ancak kapsamlı bir diplomatik çözüm yoluyla ulaşılabileceğini söyledi.

Söz konusu yaptırımların Katar’ı doğrudan etkilemediğini ifade eden Al Ansari, Doha’nın uluslararası yaptırım çerçevesine bağlı kaldığını ve bu kapsamda alınan önlemlerle olumlu şekilde etkileşim içinde olduğunu belirtti. Ülkelerin egemen kararlarının bölgesel gelişmelere ve uzlaşmacı çözümler bulma çabalarına bağlı olduğunu kaydetti.

Al Ansari ayrıca söz konusu yaptırımların belirli bir taraf tarafından uygulandığını ve Birleşmiş Milletler yaptırımları olmadığını vurguladı. Katar’ın yaklaşımının bir tarafı diğerinin aleyhine desteklemekten değil, müzakereleri ve diplomatik çözümleri teşvik etmekten kaynaklandığını belirten Al Ansari, krizin sona ermesi için tüm tarafların diyalog kurmasının önemine dikkat çekti.

Bazı İranlı yetkililerin bölgedeki ülkelerin hedef alınmasına ilişkin açıklamalarına da değinen Al Ansari, Katar’ın bu tür açıklamaları kesinlikle reddettiğini söyledi.

Bölge ülkelerini mevcut çatışmalara çekmeye yönelik girişimlerin yalnızca daha fazla tırmanmaya yol açacağını belirten Al Ansari, Katar’ın tüm kurumları ve silahlı kuvvetleriyle kaynağı veya gerekçesi ne olursa olsun her türlü saldırıya karşı güvenliğini ve egemenliğini savunmaya tamamen hazır olduğunu ifade etti.

Katar’ın bölge ülkelerinin güvenliğine ve istikrarına yönelik her türlü tehdidi reddettiğini yineleyen Al Ansari, bölgesel gerilimin daha da büyümesini önlemenin önemini vurguladı.

Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkeleri arasındaki iletişim ve görüşmelerin krizin başlangıcından bu yana devam ettiğini belirten Al Ansari, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman bin Jassim Al-Thani’nin geçen hafta Riyad’a gerçekleştirdiği ziyareti örnek gösterdi.

Al Ansari, Katar Başbakanı’nın Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan bin Abdullah Al-Saud ile görüşmesinin de Körfez ülkeleri arasındaki koordinasyonun bir parçası olduğunu belirtti.

Körfez ülkeleri arasında olası tehditlerin ele alınması ve tırmanan gelişmelerin takip edilmesi amacıyla üst düzey koordinasyon bulunduğunu ifade eden Al Ansari, tüm GCC ülkelerinin krize barışçıl bir çözüm bulunmasını desteklediğini söyledi.

Katar’ın İran ile doğrudan iletişiminin de arabuluculuk çabaları ve müzakerelerin yeniden başlatılması yönündeki girişimler kapsamında yürütüldüğünü açıkladı.

Hürmüz Boğazı’ndaki duruma ilişkin de açıklamalarda bulunan Al Ansari, uluslararası hukuka uygun şekilde seyrüsefer ve deniz geçiş özgürlüğünün yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı.

Mevcut krizin, bölgesel istikrarı güvence altına alan ve tüm tarafların ortak çıkarlarını koruyan siyasi ve diplomatik bir çözüm gerektirdiğini belirtti.

Al Ansari, Financial Times tarafından yayımlanan ve Katar’daki hükümet kurumlarının bütçelerinde kesintiye gidileceği ve dış yardımlara ayrılan fonların azaltılacağı yönündeki habere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Financial Times haberinde yer alan rakamların doğru olmadığını ve büyük ölçüde bağlamından koparıldığını söyleyen Al Ansari, medya kuruluşlarının açıklanan rakam ve bilgileri doğrulamak için resmi kaynaklara başvurması gerektiğini ifade etti.

Önümüzdeki dönemde açıklanacak ekonomik göstergeler ve büyüme rakamlarının Katar ekonomisinin gücünü ve mevcut gelişmelerle başa çıkma kapasitesini ortaya koyacağını belirtti.

Bütçelerin yüzde 30'a kadar azaltılması yönündeki görüşmelerin, bölgesel krizin başlangıcında devlet tarafından alınan ihtiyati tedbirlerle ilgili olduğunu açıklayan Al Ansari, bu tür tedbirlerin olağanüstü durumlarla veya bölgedeki gerilimin artmasıyla karşılaşan ülkeler için uygulanabileceğini söyledi.

Söz konusu oranın yalnızca işletme giderlerini kapsadığını, maaşları veya sermaye projelerini içermediğini vurguladı.

Katar’ın önceliğinin, bölgesel krize rağmen vatandaşların ve ülkede yaşayanların günlük yaşamlarının etkilenmemesini sağlamak olduğunu belirten Al Ansari, ürünlerin bulunabilirliği, tedarik zincirleri, maaşlar ve hayatın diğer alanlarının korunmasının önemine dikkat çekti.

Katar’ın bölgesel zorluklara rağmen normal ekonomik yaşamını sürdürdüğünü ifade eden Al Ansari, ikinci önceliğin ise ulusal kalkınma projelerinin devamlılığını sağlamak olduğunu söyledi.

Kalkınma projelerinin hiçbir nedenle durdurulmayacağını ve hazırlanan planlara uygun şekilde ilerlediğini belirten Al Ansari, alınan önlemlerin bölgesel koşullar nedeniyle uygulanan ihtiyati tedbirlerden ibaret olduğunu kaydetti.

Al Ansari, ekonomik önlemlerin yapısal veya kalıcı olmadığını, bölgedeki mevcut gerilime bağlı olarak alınan durumsal tedbirler niteliğinde bulunduğunu ve Katar ekonomisinin yapısında veya stratejik yönelimlerinde herhangi bir değişiklik anlamına gelmediğini vurguladı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçme konusundaki tutumuna ilişkin de açıklama yapan Al Ansari, Katar’ın önerilen planın kabul edilmesi ve uygulanması için İsrail’e baskı yapılması gerektiğini birçok kez vurguladığını söyledi.

Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmelerin devam eden çabalarla olumlu bir iş birliği görüntüsü ortaya koymadığını belirten Al Ansari, arabulucuların çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Özellikle Katar ve ABD’nin, sahada üzerinde mutabık kalınan taahhütlerin uygulanmasını sağlamak ve ateşkes planının aşamalarının tamamlanması için çaba gösterdiğini belirten Al Ansari, amaçlarının gerilimi azaltma yönünde ilerleme sağlamak olduğunu kaydetti.

Al Ansari, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki (DKC) barış sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

İsviçre’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve yol haritasının uygulanması ile kalan protokollere ilişkin müzakerelerin tamamlanmasını ele alan toplantıların ardından yayımlanan bildiriyi değerlendiren Al Ansari, arabuluculuk çabalarına katılan tarafların kaydettiği ilerlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Katar’ın DKC’de kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışın sağlanmasını amaçlayan girişimleri desteklemeye devam edeceğini ifade eden Al Ansari, müzakere sürecine katılan tarafların olumlu yaklaşımını takdir etti.

Doha’nın barış sürecini destekleyen tüm uluslararası ve bölgesel girişimlere ve çabalara desteğini sürdüreceğini belirten Al Ansari, Katar’ın diplomatik çözüm ve arabuluculuk faaliyetlerine verdiği önemi yineledi.

Hibya Haber Ajansı



Piramit Menkul Kıymetler A.Ş.
Araba Hayali