İç içe geçmiş değişimler ve çalkantılarla dolu uluslararası ortamda, güvenlik açığı giderek daha endişe verici bir boyuta ulaşıyor. Uluslararası toplum hiçbir zaman güvenlik taleplerinden yoksun olmadı; asıl eksiklik, bu talepleri karşılayabilecek etkili yaklaşımlarda kendini gösteriyor.
Çin Medya Grubu'na (CMG) bağlı CGTN tarafından dünya genelindeki internet kullanıcıları arasında yapılan bir ankete göre, katılımcıların yüzde 89,6'sı tüm ülkeleri uluslararası anlaşmazlıkları diyalog ve istişare yoluyla çözmeye çağırıyor. 20 yıldır düzenlenen Beijing Xiangshan Forumu, bu tür kamuoyu beklentilerine somut bir yanıt niteliği taşıyor.
Dünya, son yüzyılda hiç görülmemiş derin değişimlerin hızlanan evriminden geçiyor ve jeopolitik çatışmalar uzayıp gidiyor. Çatışmaların sayısının ve yoğunluğunun artmasından daha endişe verici olan, bazı ülkelerin blok genişlemesi, tek taraflı yaptırımlar uygulama ve güvenlik kavramını genelleştirme yoluyla kendi güvenlik kaygılarını giderme yönündeki politika tercihleri.
Bu tür uygulamalar, "güvenlik adına daha fazla güvensizlik yaratma" gibi tehlikeli bir sonuca yol açabiliyor ve uluslararası toplumu "güvensizliği güvenlikle takas etme" paradoksuna hapsedebiliyor. Ankete katılanların yüzde 80,8'i hegemonyacılığa, güç politikalarına ve diğer ülkelere keyfi yaptırım uygulanmasına karşı çıkıyor. Katılımcıların yüzde 74,5'i ise ülkelerin kendi değerlerini ve sistemlerini başkalarına dayatmaması ve ideolojik çatışmadan kaçınılması gerektiği görüşünü paylaşıyor.
Diğer ülkelerin meşru güvenlik kaygılarının göz ardı edilmesi, silahlanma yarışlarını ve stratejik şüpheciliği körükleyebiliyor. Bir ülke kendi güvenliğini başkalarının sürekli güvensizliği üzerine inşa ederse, sonunda daha derin bir güvenlik ikilemine düşmekten kurtulamıyor. Tüm ülkeler rakiplerinin risklerini artırarak kendi güvenliklerini satın almaya çalıştığında, dünyanın varacağı nokta ancak ortak bir güvensizlik oluyor.
Dahası uluslararası güvenlik yönetişimi, bir avuç büyük gücün tekelinde kalamaz. Küresel Güney ülkeleri, birçok çatışmadan ve bunların yayılma risklerinden doğrudan etkilenen ülkeler konumunda. Dolayısıyla bu ülkeler, gündem belirleme ve kural koyma süreçlerinde daha temsili bir sese sahip olmayı hak ediyor.
Bu yılki Xiangshan Forumu, Küresel Güney ülkelerinin rollerini ve vizyonlarını öne çıkararak uluslararası güvenlik yönetişiminin az sayıda devletin hâkimiyetinden daha eşit ve kapsayıcı bir kolektif katılıma doğru dönüşümünü ilerletmeyi hedefliyor. Ankette Küresel Güney ülkelerinden katılımcıların yüzde 80,4'ü Soğuk Savaş zihniyetinin ve güç politikalarının dünya barışını tehdit ettiğine ve güvenlik zorluklarını derinleştirdiğine dikkat çekerek, tüm ülkeleri dengeli, etkili ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisini birlikte inşa etmeye çağırıyor.
Zaman ne kadar çalkantılı olursa, diyalog için o kadar alan korunması gerekiyor. Görüş ayrılıkları ne kadar genişse, istişareye dayalı yönetişim o kadar sürdürülmeli. Çin-ABD stratejik istikrarı, Ukrayna krizi, Orta Doğu gerginliği, denizcilik güvenliği, uzay güvenliği ve yapay zekânın askeri uygulamaları gibi konular doğası gereği keskin görüş ayrılıkları barındırıyor.
Anlamlı bir güvenlik diyaloğu, hiçbir zaman aynı görüşteki tarafların birbirini karşılıklı olarak onaylaması anlamına gelmiyor. Farklı görüşlere sahip tarafların yine de kaygılarını dile getirebildiği, sınırları tanımlayabildiği ve riskleri kontrol altına alabildiği bir süreç olarak öne çıkıyor. Diyalog, çatışmaları kendiliğinden çözemese de yanlış hesaplamaları azaltabiliyor ve sınırlı anlaşmazlıkların kontrolsüz bir çatışmaya dönüşmesini engelleyebiliyor.
Xiangshan Forumu'nun değeri, yüksek riskli ve düşük güvenli bir uluslararası ortamda dünya için topyekûn çatışmadan uzak, gerçekçi bir yol koruma çabasında yatıyor.
Hibya Haber Ajansı



