CGTN Muhabiri Damla Wu'nun haberine göre, Çin’in kuzeybatısındaki Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde yürütülen arkeolojik kazılarda, eski bir çömlek kavanozunda bulunan kalıntıların Çin’in güneybatısındaki Yunnan eyaletine özgü Pu’er çayı olduğu belirlendi. Keşif, Çin’in çay kültürü ve İpek Yolu ticaretine ilişkin önemli bulgular ortaya koydu.
Söz konusu çömlek kavanozu, Turfan kentindeki Xipang Jingjiao Manastırı alanında gün yüzüne çıkarıldı. “Jingjiao” olarak bilinen ve Tang Hanedanlığı’nın (618-907) son dönemlerinden Yuan Hanedanlığı’na (1279-1368) kadar Çin’de etkili olan Nestorianizm inancına ait manastırın arkeolojik tarihlemesi de aynı döneme işaret ediyor.
Kazı projesinin baş araştırmacısı ve Çin Bilimler Akademisi Üniversitesi’nden Profesör Yang Yimin, ilk etapta “çimlerle karışmış toprak” izlenimi veren kalıntıların laboratuvar incelemeleri sonucunda çay kalıntısı olduğunun anlaşıldığını söyledi.
Araştırma ekibi, piroliz-gaz kromatografisi gibi yöntemlerle yaptığı analizlerde örneklerde heksadekanoik asit ve fitosterollerin yanı sıra kafein ve theacrine maddelerini tespit etti. Yang Yimin, kafein ve özellikle yalnızca Pu’er çayı ile Camellia kucha bitkisinde bulunan theacrine maddesinin önemli biyobelirteçler olduğunu belirtti. Yapılan oran analizleri sonucunda kalıntıların Pu’er çayı olduğu doğrulandı.
Uzmanlara göre bu bulgu, eski İpek Yolu üzerindeki ticaret ve kültürel etkileşimin somut kanıtlarından biri olarak değerlendiriliyor. Kadim ticaret yollarında Yunnan’dan Xinjiang’a taşınan önemli ürünlerden biri olan çayın, Tang ve Song hanedanlıkları dönemine kadar uzanan geçmişi bir kez daha ortaya konmuş oldu.
İpek Yolu kültürü uzmanı Jin Liangyi, çay ticaretinin yalnızca ürün taşımacılığı değil, aynı zamanda yaşam tarzları ve kültürel geleneklerin aktarımı açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti.
Öte yandan, Xinjiang’daki bu keşiften önce 2021 yılında Çin’in doğusundaki Shandong eyaletinin Zoucheng kentinde yapılan kazılarda da yaklaşık 2 bin 400 yıl öncesine ait olduğu belirlenen çay kalıntıları bulunmuştu. Bu keşif, Çin’de çay kültürünün kökenini Savaşan Devletler Dönemi’ne kadar götürmüştü.
Xipang Jingjiao Manastırı alanında yapılan kazılarda ayrıca Çin Budist kutsal metinleri, Taoist eserler ve Süryanice Nestorian belgeler gibi çok dilli el yazmaları da ortaya çıkarıldı. Bölgede keşfedilen duvar resimleri, deri eşyalar, yeşim taşları ve farklı eserlerin çeşitli kültürler arasındaki etkileşimi gözler önüne serdiği belirtildi.
Kazı çalışmalarının baş arkeoloğu Liu Wensuo, Nestorian yerleşim alanının yanında Budist manastır kalıntılarının da bulunmasının, “Çin medeniyetinin tarih boyunca farklı kültürlere gösterdiği kapsayıcılık ve saygının bir göstergesi” olduğunu söyledi.
Çin’de binlerce yıllık geçmişe sahip çay kültürü, zaman içinde dünyanın farklı bölgelerine yayıldı. Çayın Çin kültüründe doğa ve insan uyumunu simgelediği belirtilirken, çay seremonileri, çay sanatı ve çay etrafında şekillenen geleneklerin Çin kültürünün önemli parçaları arasında yer aldığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre Tang Hanedanı döneminde gelişen çay kültürü, Ming ve Qing hanedanlıkları döneminde daha da yaygınlaştı. Çin çayı, günümüzde UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alıyor.
Hibya Haber Ajansı


